<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>HAZRETİ ALİ (K.V.)</title>
	<atom:link href="http://hazretiali.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hazretiali.wordpress.com</link>
	<description>Ehli Beytim Nuhun Gemisi Gibidir...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Nov 2011 11:49:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='hazretiali.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>HAZRETİ ALİ (K.V.)</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://hazretiali.wordpress.com/osd.xml" title="HAZRETİ ALİ (K.V.)" />
	<atom:link rel='hub' href='http://hazretiali.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Resulullah’dan Duymamışsam Dilsiz Olayım!</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/resulullah%e2%80%99dan-duymamissam-dilsiz-olayim/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/resulullah%e2%80%99dan-duymamissam-dilsiz-olayim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 16:39:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat-ı Şerifleri]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah’dan Duymamışsam Dilsiz Olayım!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Ebu Müslim şöyle diyor: Bir gün ben, Hasan-ı Basri ve Enes bin Malik birlikte Ümmü Seleme’nin ( Peygamberin zevcesi) evine gittik. Enes evin kapısı önünde oturarak içeri girmedi. Ama benle Hasan-ı Basri içeriye geçtik. Hasan-ı Basri Ümmü Seleme’ye selam verdi, o da de selamın cevabını verdi. Daha sonra Ümmü Seleme: “Evladım sen kimsin?” diye sordu. <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=64&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/basmala2z.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-65" title="basmala2z" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/basmala2z.png?w=221&#038;h=300" alt="" width="221" height="300" /></a></p>
<p>Ebu Müslim şöyle diyor:</p>
<p>Bir gün ben, Hasan-ı Basri ve Enes bin Malik birlikte Ümmü Seleme’nin ( Peygamberin zevcesi) evine gittik. Enes evin kapısı önünde oturarak içeri girmedi. Ama benle Hasan-ı Basri içeriye geçtik. Hasan-ı Basri Ümmü Seleme’ye selam verdi, o da de selamın cevabını verdi.</p>
<p>Daha sonra Ümmü Seleme: “Evladım sen kimsin?” diye sordu.</p>
<p>Hasan-ı Basri: “Ben Hasan-ı Basri’yim.”</p>
<p>Ümmü Seleme: “Ne için gelmişsin?”</p>
<p>Hasan-ı Basri: “Resulullah (s.a.a)’in Ali bin Ebu Talib hakkındaki hadisini bana söylemen için gelmişim.”</p>
<p>Ümmü Seleme: “Allah’a ant olsun ki, bu iki kulağımla Peygamber’den duyduğum bir hadisi sana söyleyeceğim; eğer yalan söylemiş olursam sağır olayım! Bu iki gözümle gördüm, görmemiş isem kör olayım! Kalbim onu almıştır, eğer buna tanıklık etmese Allah onu mühürlesin! Eğer Resulullah (s.a.a)’den duymamış ise dilsiz olayım. Resulullah (s.a.a) Ali bin Ebu Talib’e şöyle buyurdular:</p>
<p>“Ya Ali! Kim kıyamet günü Allah’ın huzurunda hazır olduğu gün senin velayetini inkar ederse, müşrik ve puta tapanların safında yer almış olacaktır.”</p>
<p>Hasan-ı Basri bu hadisi duyunca şöyle dedi:</p>
<p>“Allâh-u Ekber, tanıklık ediyorum ki, gerçekten Ali bin Ebu Talib benim ve bütün müminlerin mevlasıdır.”</p>
<p>Ümmü Seleme’nin evinden dışarı çıktığımızda, Enes bin Malik, Hasan-ı Basri’ye; Neden tekbir getirdin?diye sordu. O da sebebini ona açıkladı. Bunun üzerine Peygamber’in hizmetçisi Enes bin Malik şöyle dedi: “Bu Hadisi, Resulullah (s.a.a) üç, dört defa buyurmuştur.”</strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/hayat-i-serifleri/'>Hayat-ı Şerifleri</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/'>HZ.ALİ (K.V)</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/sozler/'>Sözler</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/sohbetleri/'>Sohbetleri</a> Tagged: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/hz-ali/'>hz ali</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/resulullah%e2%80%99dan-duymamissam-dilsiz-olayim/'>Resulullah’dan Duymamışsam Dilsiz Olayım!</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/64/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/64/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=64&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/resulullah%e2%80%99dan-duymamissam-dilsiz-olayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/basmala2z.png?w=221" medium="image">
			<media:title type="html">basmala2z</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yabis Vadisinde Ne Geçti?</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/yabis-vadisinde-ne-gecti/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/yabis-vadisinde-ne-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 16:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Vecizeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[yabis vadisinde ne geçti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Ebu Besir diyor ki, Hz. Sadık (a.s)’a: “Adiyat suresindeki geçen Yabis (Kumsal çöl) Vadisinin macerası ve Hicri 8. Yılda (o mekanda) İslam ordusunun kahramanlıklarıyla ilgili olay nedir? dediğimde İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdular: “Yabis çölünün halkı on iki bin süvari nizam idi, ölüm anına kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali (a.s)’a karşı savaşacaklarına dair ahdedip <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=59&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
<a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/bismillah.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-60" title="bismillah" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/bismillah.jpg?w=300&#038;h=176" alt="" width="300" height="176" /></a><br />
Ebu Besir diyor ki, Hz. Sadık (a.s)’a: “Adiyat suresindeki geçen Yabis (Kumsal çöl) Vadisinin macerası ve Hicri 8. Yılda (o mekanda) İslam ordusunun kahramanlıklarıyla ilgili olay nedir? dediğimde İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdular:</strong></p>
<p>“Yabis çölünün halkı on iki bin süvari nizam idi, ölüm anına kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali (a.s)’a karşı savaşacaklarına dair ahdedip el ele verdiler.</p>
<p>Cebrail onların bu antlaşmasını Resulullah’a haber verdi. Resullullah (s.a.a) de Ebu bekri, daha sonra Ömer’i bir orduyla onlara doğru gönderdi. Bunlar bir netice elde etmeksizin geri dönüyorlar.</p>
<p>Peygamber (s.a.a) bu kez Hz. Ali’yi, muhacir ve ensardan oluşan dört bin kişiyle Yabis Vadisine doğru gönderiyor. Hz. Ali (a.s), ordusuyla birlikte Yabis Vadisi’ne doğru hareket etti.İslam ordusunun Hz. Ali’nin komutasında onlara doğru yürüdüğü düşmana bildirildi. Düşman silahçılarından iki yüz kişi savaş alanına doğru koştular. Hz. Ali (a.s) da bir grup ashabıyla birlikte onlara doğru yürüdü. Düşmana ulaştıklarında onların tarafından: “Siz kimsiniz, nereden gelmişsiniz, ne yapmak istiyorsunuz ?” diye soruyorlar.</p>
<p>Hz. Ali (a.s) onların cevabında şöyle buyurdu:</p>
<p>“Ben Resulullah’ın amcasının oğlu, Onun kardeşi ve elçisi Ebu Talip oğlu Ali’yim, sizi, Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine iman etmenizi davet ediyorum, eğer iman ederseniz yarar ve zararda Müslümanlarla ortak olursunuz.”</p>
<p>Onlar Hz. Ali’nin sözüne karşılık şöyle dediler:</p>
<p>“Senin sözünü işittik, savaşa hazır ol ve bil ki, biz seni ve ashabını öldüreceğiz! Bizim vaadimiz yarın sabahtır.”</p>
<p>Hz. Ali (a.s) da onlara cevaben şöyle buyurdu:</p>
<p>“Yazıklar olsun size, beni ordunuzun çok olmasıyla mı tehdit ediyorsunuz? Bilin ki, biz Allah’tan, meleklerden ve Müslümanlardan sizin aleyhinize yardım alacağız. Yüce Allah’ın gücünden başka bir güç ve kudret yoktur.”</p>
<p>Düşman kendi yerine dönüp mevzisini pekinleştirdi. Hz. Ali (a.s) da ordusuna dönüp savaşa hazırlanmaya koyuldu. Hz. Ali (a.s) Müslümanlara, gece vakti bineklerinin cihazlarını hazırlamalarını, kuşanmalarını ve sabah erken düşmana saldırmak için hazır bir vaziyette olmalarını emretti.</p>
<p>Sabah şafağı söktüğünde Ali (a.s) ordusuyla birlikte namaz kılıp düşmana saldırdılar. Düşman öyle gafil avlandı ki, Müslümanların onlara nereden saldırdığını anlayamadı. İslam ordusunun geride kalanı henüz yetişmemişken onlardan çoğu öldürülüp neticede bir çokları da esir alındı ve malları ise Müslümanların eline geçti.</p>
<p>Cebrail-i Emin, Hz. Ali ve <strong>İslam</strong> ordusunun muzaffer olduğunu Hz. Peygambere haber verdi. Resulullah (s.a.a) minbere çıkıp Allah’a hamt ettikten sonra Müslümanların düşmana galip olduğunu ve <strong>İslam</strong> ordusundan sadece iki kişinin şahadete eriştiğini halka duyurdu.</p>
<p>Daha sonra Peygamber (s.a.a) ve ashabı Medine’den çıkıp Hz. Ali’yi istikbal etmeğe koştular. Medine’nin bir fersahlığında Hz. Ali’nin ordusuyla karşılaşıp onlara hoş geldiniz dediler. Hz. Ali (a.s) Peygamber (s.a.a)’i görünce bineğinden aşağı indi, Peygamber (s.a.a) de bineğinden aşağı inip Hz. Ali’nin alnından öptü. <strong>İslam</strong> ordusunun istikbaline gelen Müslümanlar da Hz. Peygamber gibi Hz. Ali’yi kutlayıp bu fethi tebrik ettiler, düşmandan elde edilen bolca ganimeti ve esirleri görerek daha çok sevindiler.</p>
<p>Bu esnada Cebrail-i Emin gök yüzüne inerek ve bu zaferden dolayı “Âdiyât” suresini Resulullah’a getirdi:</p>
<p>“Soluk soluğa koşan atlara ant olsun, (tırnaklarıyla) ateş çakıp saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara, derken orada tozu dumana katanlara, bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara&#8230;”</p>
<p><span style="color:#333399;"><em><span style="text-decoration:underline;">Peygamber (s.a.a)’in gözlerinden sevinç yaşları boşandı, işte burada o meşhur sözü Hz. Ali’ye buyurdular: </span></em></span></p>
<p><span style="color:#333399;"><em><span style="text-decoration:underline;">“Eğer ümmetimden bir grubun, Hıristiyanların Hz. İsa hakkında dedikleri söz gibi senin hakkında söylemesinden korkmasaydım, senin hakkında öyle bir söz söylerdim ki, her nereden geçseydin ayağının altındaki toprağı götürür onunla teberrük ederlerdi!”</span></em></span></p>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/sozler/'>Sözler</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/sohbetleri/'>Sohbetleri</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/vecizeleri/'>Vecizeleri</a> Tagged: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/hz-isa-hadisi/'>hz isa hadisi</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/yabis-vadisinde-ne-gecti/'>yabis vadisinde ne geçti</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/59/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/59/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=59&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/yabis-vadisinde-ne-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/bismillah.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">bismillah</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Günahın Tedavisi</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/gunahin-tedavisi/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/gunahin-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 16:13:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[  Emir’ul-Muminin Hz. Ali (a.s)’ın muhlis ashabından biri olan Kumeyl şöyle diyor: Bir gün İmam (a.s)’a: “Ey Emir’el- Müminin! Bir kul günah yapıyor, sonra da mağfiret diliyor. Acaba mağfiret dilemenin haddi (gerçeği) nedir?” diye sordum. İmam (a.s): “Ey Kumeyl! Mağfiret dilemenin haddi tövbedir?” buyurdular. Kumeyl: “Sadece bu kadar mı?” İmam (a.s): “Hayır!” Kumeyl: “Nasıldır öyleyse?” <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=55&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> <a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ali2px4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-56" title="ali2px4" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ali2px4.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Emir’ul-Muminin Hz. Ali (a.s)’ın muhlis ashabından biri olan Kumeyl şöyle diyor:</p>
<p>Bir gün İmam (a.s)’a: “Ey Emir’el- Müminin! Bir kul günah yapıyor, sonra da mağfiret diliyor. Acaba mağfiret dilemenin haddi (gerçeği) nedir?” diye sordum.</p>
<p>İmam (a.s): “Ey Kumeyl! Mağfiret dilemenin haddi tövbedir?” buyurdular.</p>
<p>Kumeyl: “Sadece bu kadar mı?”</p>
<p>İmam (a.s): “Hayır!”</p>
<p>Kumeyl: “Nasıldır öyleyse?”</p>
<p>İmam (a.s): “Kul bir günah işlediğinde, tahrik ile “Esteğfirullah” (Allah’dan bağış diliyorum) diyor.”</p>
<p>Kumeyl: “Tahrik nedir?”</p>
<p>İmam (a.s): “Dil ve dudakları, hakikati peşinden getirmek kastıyla hareket ettirmektir.”</p>
<p>Kumeyl: “Hakikat nedir?”</p>
<p>İmam (a.s): “Kalple tasdik etmek (samimi bir kalple mağfiret dilemek) ve mağfiret dilediği günahı tekrarlamamaya karar vermektir.”</p>
<p>Kumeyl: “Bunları yaparsam mağfiret dileyenlerden sayılır mıyım?”</p>
<p>İmam (a.s): “Hayır!”</p>
<p>Kumeyl: “Neden?”</p>
<p>İmam (a.s): “Çünkü sen henüz mağfiret dilemenin aslına ulaşmamışsın.”</p>
<p>Kumeyl: “Mağfiret dilemenin aslı nedir?”</p>
<p>İmam (a.s): “Günahtan tövbe etmektir. İşte bu, ibadet edenlerin ilk derecesidir; bir de ileride her çeşit günahtan kaçınmaya karar vermektir.</p>
<p>Mağfiret dileme altı mananın gerçekleşmesiyle olur:</p>
<p>Geçmiş (günahlara) karşı pişmanlık duymak.</p>
<p>Günahı, ebedi olarak terk etmeye karar vermek.</p>
<p>Kendinle diğer yaratıklar arasında bulunan hakları eda etmek.</p>
<p>Bütün farzlarda, Allah’ın hakkını ödemek.</p>
<p>Haramdan biten etleri, deri kemiğe yapışacak derecede eriterek yerine (helalden biten) et meydana getirmek (vücudu helal yoldan geliştirmek).</p>
<p>Vücuda, günahın tadını tattırdığı gibi, ona itaat etmenin de zorluk ve acısını tattırmak.”</strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/sohbetleri/'>Sohbetleri</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/55/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=55&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/22/gunahin-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ali2px4.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">ali2px4</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ALLAH&#8217;IN (C.C.) ASLANI</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/allahin-c-c-aslani/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/allahin-c-c-aslani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 16:20:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat-ı Şerifleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[  Hz. Ali (a.s) in hayatından bir kıssa Mekke&#8217;den yola çıkan müşrikler ordusu, otuz gün süren uzun bir yaya yolculuktan sonra nihayet &#8220;Medine&#8221; yakınlarına varmıştı. Mekke kafirlerinin reisi Ebu Süfyan, niceden beridir bu büyük orduyu hazırlamakla meşguldü. Henüz yeni kurulan İslam devletinin merkezi durumundaki Medine&#8217;ye karşı büyük bir saldırıya geçerek Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) ve ashabını <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=44&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:center;" align="center"><span style="color:#000000;"><strong><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-45" title="images (2)" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-2.jpg?w=510" alt=""   /></a> </strong></span></div>
<div style="text-align:center;" align="center"><span style="color:#000000;"><strong>Hz. Ali (a.s) in hayatından bir kıssa</strong></span></div>
<div align="center"><span style="color:#000000;">Mekke&#8217;den yola çıkan müşrikler ordusu, otuz gün süren uzun bir yaya yolculuktan sonra nihayet &#8220;Medine&#8221; yakınlarına varmıştı. Mekke kafirlerinin reisi Ebu Süfyan, niceden beridir bu büyük orduyu hazırlamakla meşguldü. Henüz yeni kurulan İslam devletinin merkezi durumundaki Medine&#8217;ye karşı büyük bir saldırıya geçerek Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) ve ashabını şehid etmek ve böylece İslam&#8217;ı ortadan kaldırmak niyetindeydi. Mekke küffarı bu uğursuz planın mutlaka başarılı olabilmesi için her çareye başvurmuş ve ötedenberi İslam&#8217;a düşman kesilmiş bulunan Medine Yahudilerinin büyük bir bölümüyle de gizlice anlaşmıştı. Medine&#8217;deki bir avuç Müslüman&#8217;ı ortadan kaldırmak gayesiyle hazırlanan bu büyük ordu; asker sayısı on bine varacak kadar kalabalıktı.</span><span style="color:#000000;">Mekke müşriklerinden oluşan ordu Medine&#8217;ye vardığında çok şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştı. Şehrin etrafına, derinliği 3-4 metreye varan büyük hendekler kazılmış, çukurlara da çeşitli engeller yerleştirilmişti. Kafirler bütün uğraşlarına rağmen hendeği aşıp şehre girmeyi başaramadılar.</span></div>
<div align="center">
<p><span style="color:#000000;">Müşriklerin Medine&#8217;ye saldıracağını duyan Müslümanlar, Hz. Resul-ü Ekrem&#8217;in (s.a.a) yakın ashabından olan İran&#8217;lı Müslüman Selmân-ı Farsî&#8217;nin önerisiyle, henüz küfür ordusu Medine&#8217;ye varmadan bütün şehrin etrafını bu büyük hendekle çevirmişlerdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Böyle bir engelle karşılaşacaklarını akıllarından bile geçirmeyen küffar ordusu neye uğradığını şaşırmış ve hendeğin ötesinde çivilenip kalıvermişti! Onlar hiçbir engelle karşılaşmadan, hatta atlarından inmeye bile gerek kalmaksızın rahatça Medine&#8217;ye girebileceklerini ve birkaç dakika zarfında bütün Müslümanları kılıçtan geçireceklerini zannederek gelmişlerdi buraya&#8230; Oysa ki müslümanlar bu kocaman hendeği kazmış ve onların şehre girmesini önlemişti işte!..</span></p>
<p><span style="color:#000000;">O sırada Ebu Süfyan&#8217;ın öfkeli haykırışı küffar ordusuna hakim olan öldürücü sessizliği bozdu. Ordunun hendek etrafında kamp kurmasını, komutanlarla görüşüp meseleye bir çözüm yolu buluncaya kadar askerlerin beklemesini emrediyordu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Mekke müşrikleri kısa zamanda hendek çevresinde çadırlar kurdular. Medine, küffarın muhasarası altındaydı artık.</span></p>
<div style="text-align:center;" align="center"><span style="color:#000000;">-*-</span></div>
<p><span style="color:#000000;">Medine&#8217;nin muhasarası günlerce sürdü&#8230; Bu bekleyiş müşriklerin moralini bozmuştu; herkes bezgin ve yorgundu. Öte yandan, bu müddet zarfında Medine&#8217;ye girebilecek bir yol da bulamamışlardı. Bu da onların öfkesini artırmış, kızgınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir hale gelmelerine sebep olmuştu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hendeğin öte tarafında, Medine&#8217;de bulunan ve sayıları üç bine varmayan Müslümanlarsa Allah&#8217;a iman etmiş olmanın verdiği azimle ve her lahza daha yoğun bir şekilde hazırlanıyor ve kafirlere aman vermeyerek hendeğe yaklaşanları ok yağmuruna tutuyorlardı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İşte o günlerden birinde, ansızın beklenmedik bir hadise oldu!..</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Küffar ordusunun içinde Abdü Veddoğlu Amr adlı pek yaman bir savaşçı vardı, Araplar arasında tanınmış bir kahraman, meşhur bir silahşördü. Muhasaranın uzamış olmasına çok sinirlenen Amr, öfkeden deliye dönmüşcesine bir kızgınlıkla hendek boyunca at koşturuyor, her yeri dikkatle gözden geçirerek hendeği aşabileceği bir nokta bulmaya çalışıyordu. Nihayet dar bir yer buldu ve var gücüyle nara atıp atını mahmuzlayarak uzun bir atlayışla hendeğin ötesine geçmeyi başardı!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, Medine tarafındaydı şimdi&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu hadise üzerine her iki taraftaki ordudan sesler yükselmeye başladı; bütün gözler Amr&#8217;a çevrilmişti. Sevinçten çılgına dönen Mekke kafirleri neşeyle Amr&#8217;ı övüyor, habire onu teşvik ediyorlardı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr ilerliyordu&#8230; İslam ordusunun karşısına gelince durdu, kınından sıyırdığı kılıcını sallayarak bağırdı:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Hey!&#8230;Aranızda karşıma çıkacak bir er yok mu?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Müslümanlardan çıt çıkmıyordu, herkes başını öne eğmişti. Onun gibi bir savaşçıyla dövüşmek her yiğidin kârı değildi zira..</span></p>
</div>
<div align="center"><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-46" title="images (1)" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-1.jpg?w=510" alt=""   /></a></div>
<div align="center"><span style="color:#000000;">O sırada Müslümanlar arasından yükselen bir ses etrafa hakim olan sessizliği bozdu! İmam Ali&#8217;nin (a.s) sesiydi bu; Amr&#8217;a karşı savaşmak için Resulullah&#8217;tan (s.a.a) izin istiyordu.</span><span style="color:#000000;">Henüz Resul-ü Ekrem (s.a.a) İmam Ali&#8217;nin (a.s) meydana çıkmasına izin vermemişti ki Amr&#8217;ın narası tekrar duyuldu.</span><span style="color:#000000;">-Heey!.. Karşıma çıkacak kimse yok mu diye bağırmaktan sesim kısıldı&#8230; Yok mu içinizde bana cevap verebilecek bir yiğit?! Ey Müslümanlar!.. Siz, &#8221;Eğer ölürsek cennete gideriz, seni öldürürsek sen cehenneme gidersin&#8221; demiyor musunuz? O halde biriniz beni cehenneme göndersin ya da ben onu öldüreyim ve o cennete gitmiş olsun!&#8230;</span><span style="color:#000000;">İmam Ali (a.s) meydana çıkmak için Hz. Resulullah&#8217;tan (s.a.a) tekrar izin istedi; ancak Resul-ü Ekrem (s.a.a) bu defa da izin vermedi ona.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, meydanın ortasında bağırmaya devam ediyordu halâ&#8230; Onun her narasıyla birlikte küffar ordusundan alkışlar yükseliyor, büyük bir sevinçle Amr&#8217;ı teşvik ediyorlardı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, meydanda bir kez daha at koşturduktan sonra üçüncü defa var gücüyle bağırıp kendisiyle dövüşecek savaşçı istedi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu defa da Müslümanlar arasından mertçe ve yiğitçe ortaya çıkan yine İmam Ali (a.s) oldu, Resulullah&#8217;tan (s.a.a) bu dövüş için izin istedi. Resul-ü Ekrem (s.a.a) bu sefer izin vermişti ona!&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam Ali (a.s) mutluydu, gülümsüyordu&#8230; Allah <a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>ıyla coşup kabaran bir yürek, sarsılmaz bir iman ve azimle dudaklarında sürekli bir tebessüm, kendinden emin ve kararlı adımlarla meydana doğru yürüdü&#8230; Amr&#8217;a yaklaşıyordu, yerinde durmayıp ona doğru ilerlemeye devam ederek:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Sakin ol bakalım! diye bağırdı, &#8221;Biraz bekle hele! Sana cevap verecek olan biri var, korku nedir bilmeksizin sana doğru gelmede işte&#8230;&#8221;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bütün gözler meydana çevrilmişti. Küffar ordusundaki velvele dinmiş, herkes boynunu uzatarak onların büyük kahramanlarına karşı vuruşma cüreti göstereni tanımaya çalışıyordu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hz. Ali&#8217;nin (a.s) Amr&#8217;a doğru ilerleyişini seyreden Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) :</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-İşte! buyurdular, bütün küfürle bütün iman karşı karşıya geldi şimdi!..</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sonra da İmam&#8217;ın (a.s) muzaffer olması için mübarek ellerini kaldırıp Allah&#8217;a duaya koyuldular.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, dizgini kuvvetle çekerek atını yatıştırdıktan sonra gözlerini kısıp Müslümanlara doğru dikkatle bakmaya başladı; kendisine doğru gelenin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. Çok geçmeden İmam (a.s) Amr&#8217;ın karşısına dikilmişti bile&#8230; Amr, onu tepeden tırnağa şöyle bir süzdükten sonra hayretle:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Hey, delikanlı! dedi, ölümüne susadın galiba&#8230; Benim kim olduğumu biliyor musun sen?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam (a.s) cevap verdi:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Adını duymuşluğum var&#8230; Ben de Ebu Talib oğlu Ali&#8217;yim&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">&#8220;Ali&#8221; ismini duyan Amr iliklerine kadar ürperdi&#8230; Onun Uhud ve Bedir savaşlarında gösterdiği akılalmaz cesareti hatırlamıştı. Pek çetin bir yiğit olduğunu çok iyi biliyordu onun&#8230; Atını hafifçe mahmuzlayıp İmama (a.s) doğru yaklaştı, bu defa aşağıdan alıyordu; korktuğunu belli etmemeye çalışarak:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Ey Ebu Talib oğlu! dedi, sen çok gençsin daha, önünde koca bir ömür görüp geçirmen gereken nice günler var! Canını şimdi alırsam pek yazık olur sana&#8230; İş işten geçmeden dön git de b<a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>ası gelsin benimle dövüşe&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam Ali (a.s) ona doğru bir adım atıp:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Ey Amr, dedi, seninle vuruşmaya geldim ben. Vuruşacak er arayan sen değil miydin?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Baban Ebu Talib&#8217;le arkadaşlığımız vardı ne de olsa, dedi; sana kıymak, kanını dökmek istemem&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam aldırmadı, </span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Ey Amr! dedi, savaş meydanında senden üç dilekte bulunanın bir dileğini mutlaka kabul ediyormuşsun öyle mi?</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, yüksek sesle:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Öyledir! diye cevap verdi, doğru duymuşsun!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam (a.s) :</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-O halde benim de üç dileğim var sende, birine mutlaka uyacaksın&#8230; dedi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr: </span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Söyle bakalım, ne istiyorsun? diye sordu gururla&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Putperestlik ve şirki bırak, dedi, Allah&#8217;a inan, Muhammed&#8217;in (s.a.a) hak üzere gelmiş bir peygamber olduğunu kabul et ve Müslümanlar arasında izzet ve şerefle hür bir insan olarak yaşa!&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Buna imkan yok, dedi, diğer isteğini söyle!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Peki, dedi, o halde bizimle savaşmaktan vazgeç ve geldiğin yoldan geri dön&#8230; Yaman bir atın var, seni hendeğin öbür tarafına geçirebilir&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr sinirlenerek:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Olacak şey mi bu? diye çıkıştı, o zaman korktu da kaçtı diye herkes alay eder benimle! Şunu bilmiş ol ki Medine Müslümanlarına kim olduğumu göstermeden buralardan gitmem!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hz. Ali (a.s) gülümseyerek:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-O halde üçüncü ve son teklifimi kabul et, dedi, atından in de vuruşalım seninle!..</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu söz Amr&#8217;ı çileden çıkarmaya yetmişti; öfkeli bir sıçrayışla bir hamlede atından inerek İmam Ali&#8217;ye (a.s) doğru hışımla saldırdı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Her iki ordu bir anda sessizliğe gömülmüş, bu amansız dövüşün nereye varacağını beklemedeydi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr, kılıcıyla birkaç kez havada kavisler çizdikten sonra var gücüyle ,z. Ali&#8217;nin (a.s) başına savurdu. İmam, çevik bir hareketle kalkanını kullanıp Amr&#8217;ın kılıcını havada karşıladı. Bu şiddetli darbenin gürültüsü meydanın sessizliğini bozmaya yetmişti. Mekke kafirlerinin saflarından ansızın sevinç çığlıkları yükseldi; Müslümanlarıysa keder sarmış, herkes bir sessizliğe gömülmüştü birden&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın indirdiği şiddetli kılıç darbesi İmam Ali&#8217;nin (a.s) kalkanını parçalamış ve alnını yaralamıştı! İmam (a.s) umulmadık bir süratle başındaki sarığı yarasına sarıp ikinci bir hamleye hazırlanan Amr&#8217;a davranma fırsatı vermeyerek saldırıya geçti.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hakk&#8217;ın kılıcı kesilmişti adetâ&#8230; Güçlü pençesiyle kılıcın kabzasını kavrayıp yıldırım hızıyla Amr&#8217;ın tepesine indirdi. İmam&#8217;ın (a.s) kılıcından yükselen göz kamaştırıcı kıvılcım küffar ordusunu dehşete düşürmüştü. Derken,Amr&#8217;a çarpan kılıç sesi bütün şiddetiyle kulaklarda çınladı. Darbe çok ani olmuştu&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bir dağı yerinden sökecek kadar güçlü bir darbeydi bu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın iri vücudu, bu darbeyle bir pelte gibi olduğu yere yığılıvermişti.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Her iki ordudaki askerler meraklı bakışlarını meydana dikmiş, yoğun toz bulutu arasında yere düşenin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Yere düşen kimdi acaba? İmam (a.s) mı, yoksa Amr mı?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">O sırada kulakları yırtarcasına göğe yükselen güçlü bir haykırış, bu sabırsız meraka bir son verdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Meydanın orta yerindeki toz bulutu arasından yükselen bu güçlü ses, İmam Ali&#8217;nin (a.s) tekbir sesiydi:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Allah-u Ekber!..</span></p>
</div>
<div align="center"><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/igdir-da-hz-ali-nin-dogum-gunu-kutlandi.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-47" title="igdir-da-hz-ali-nin-dogum-gunu-kutlandi" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/igdir-da-hz-ali-nin-dogum-gunu-kutlandi.jpg?w=300&#038;h=224" alt="" width="300" height="224" /></a></div>
<div align="center"><span style="color:#000000;">İmamın (a.s) tekbir sesini duyan Müslümanlar galeyana gelmişti; hep birlikte ona katılarak tekbir getirmeye başladılar. Bu tekbir sesleri, küfür ordusunun yüreğine bir korku düşürmüştü.</span><span style="color:#000000;">İmamın (a.s) amansız darbesi Amr&#8217;ı adeta toprağa çivilemiş gibiydi, yerinden kıpırdayacak mecali bile yoktu Amr&#8217;ın artık&#8230;</span><span style="color:#000000;">İmam Ali (a.s) son darbeyi indirmek için çöküverdi Amr&#8217;ın göğsüne&#8230;</span><span style="color:#000000;">Allah&#8217;ın arslanı karşısında aldığı bu yenilgi çok ani olmuş, Amr&#8217;ın sırtı ummadığı kadar kısa bir sürede, göz açıp kapayıncaya kadar yere gelmişti işte&#8230; Amr&#8217;ın bütün vücudu tepeden tırnağa öfke ve kıskançlıkla doluydu şimdi, yalım yalım bir ateş içten içe yakıp kavuruyordu bütün benliğini&#8230; Öfke va hasedin şiddetinden, yarasının acısını duymuyordu bile&#8230; Bu dayanılmaz kin ve nefret, hayatının son lahzasında yiğitliğe yakışmayan bir harekette bulunmasına sebep oldu. Artık kurtuluş çaresi kalmadığı, bütün mecalini yitirmiş olduğu bu sırada son gayretini, Hz. Ali&#8217;nin (a.s) yüzüne tükürme küstahlığını göstermişti!&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın bu küstahlığı, er meydanında bir b<a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>a kahramanlığın meydana gelmesine sebep olacaktı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam Ali (a.s) Amr&#8217;a son darbeyi indirmek için kaldırdığı kılıcını yavaşça yere indirdi&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın göğsünden kalktı&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Metanetle yüzündeki tükrüğü sildi&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Derin bir &#8220;ah&#8221; çekerek gözlerini uçsuz bucaksız göğün meçhul bir noktasına diktikten sonra sakin ve yavaş adımlarla meydanda yürümeye başladı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Herkes, hatta bizzat Amr ve Mekkeli müşrikler bile onun bu umulmadık davranışı karşısında hayretten donakalmış durumdaydı&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ali (a.s), Amr&#8217;ı niye bırakmış, tam onu altetmişken göğsünden niçin kalkmıştı?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Neden Amr&#8217;ın işini bitirmemişti hemen?</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ne diye meydanda yürümeye başlamıştı?</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Son darbeyi niçin indirmiyordu halâ?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ne düşünüyordu Ali (a.s) acaba?</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Neden?</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sırası mıydı şimdi?!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ancak, o sırada İmam&#8217;ın zihninden geçen fevkalâde düşünceler ve içinde kopan &#8220;büyük cihad&#8221; fırtınasını Allah ve Resulünden (s.a.a) b<a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>a kimsenin bilmesi mümkün değildi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmamın (a.s) bütün varlığının tepeden tırnağa iman ve Allah rızasıyla dolup taştığı lahzalardı bunlar&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın yaptığı küstahlık, İmam&#8217;ı, Allah&#8217;ın arslanı Ali&#8217;yi (a.s) gazaba getirmiş, onun öfkelenmesine sebep olmuştu&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Herkes, İmamın (a.s) o sırada kılıcını var gücüyle Amr&#8217;ın tepesine indireceğini sanmış; fakat o, beklenenin tam tersine, bunu yapmamıştı!</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam (a.s) o sırada Amr&#8217;ı öldürecek olursa bunun tamamıyla Allah rızası için olmayacağını, öfkelenmiş olmasının da bu darbede payı olabileceğini düşünmüş ve bu düşünceyle Amr&#8217;ın göğsünden kalkarak yürümeye başlamıştı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Birkaç adım attıktan sonra İmamın (a.s) öfkesi geçti&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Şimdi hem Amr&#8217;ı, hem öfkesini yenmişti&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Soğukkanlı adımlarla Amr&#8217;a yaklaştı&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">O güne değin Allah rızasından b<a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>a hiçbir sebeple kalkmayan kılıcını bu defa da yalnızca ve yalnızca Allah rızası için kullanarak var gücüyle Amr&#8217;a indirdi.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın işi bitmişti artık&#8230; İmam (a.s) metanet ve alçakgönüllülükle Müslümanların saflarına doğru yürüdü.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Amr&#8217;ın pek pahalı bir zırhı ve oldukça kıymetli bir kılıcı vardı. Araplar arasında adetti; er meydanında rakibini yenen, onun zırhını ve kılıcını da alırdı. Fakat İmam Ali (a.s) bu geleneğe uymadı; Abdü Veddoğlu Amr&#8217;ın ne kılıcına dokundu, ne de zırhına&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Görülmemiş bir mertlikti bu&#8230;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Aradan günler geçti&#8230; Amr&#8217;ın ölüm haberini duyan kızkardeşi:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Onu kim öldürdü? diye sordu.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kardeşini öldürenin Ali (a.s) olduğunu öğrenince de üzüntü veya herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermeksizin:</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Kardeşimi Ali&#8217;den (a.s) b<a href="http://www.tatliaskim.com/"><span style="color:#000000;">aşk</span></a>ası öldürmüş olsaydı ona gözyaşı döker, matem tutup ağlardım, dedi. Fakat er meydanında yiğitlikte benzeri olmayan, cesarette eşi görülmemiş Ali gibi mert bir cengavere yenilmiş olması utanılacak ve üzüntü duyulacak bir şey olmadığı gibi aynı zamanda iftihar vesilesidir de!..</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmamın (a.s) bu tarihi darbesi, Mekke müşrik ordusunun moralini alt üst etmiş ve bir anlamda yenilgiyi kabullenmelerine yol açmıştı. Nitekim müşrikler çok geçmeden muhasarayı kaldırarak ümitsiz ve yenik bir halde Medine&#8217;den uzaklaşmak zorunda kaldılar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İmam Ali&#8217;nin (a.s) Hendek savaşındaki teke tek savaşında gösterdiği yiğitlik, bu savaşın kaderini belirleyecek kadar önemli olmuştu. Nitekim hz. Resulullah (s.a.a) efendimiz bu konuda :</span></p>
<p><span style="color:#000000;">-Ali&#8217;nin (a.s) Hendek günü bir kılıç vuruşu, insanların ve cinlerin kıyamete dek yapacakları bütün ibadetlerden üstündür! buyurdular.</span></p>
</div>
<div align="center"><strong>Yazan: Ahmed Arablu</strong><strong>Çeviren: İsmail Bendiderya</strong></p>
<div style="text-align:center;" align="center">(alıntıdır&#8230;)</div>
</div>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/hz-ali-k-v/hayat-i-serifleri/'>Hayat-ı Şerifleri</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=44&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/allahin-c-c-aslani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images (2)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images (1)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/igdir-da-hz-ali-nin-dogum-gunu-kutlandi.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">igdir-da-hz-ali-nin-dogum-gunu-kutlandi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şahsınıza kötülük</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/sahsiniza-kotuluk/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/sahsiniza-kotuluk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 01:29:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsınıza kötülük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz. HZ.ALİ (k.v) Filed under: Sözler Tagged: Şahsınıza kötülük<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=39&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER"><strong><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-87.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-53" title="images (87)" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-87.jpg?w=300&#038;h=121" alt="" width="300" height="121" /></a>Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz </strong></p>
<p style="text-align:left;" align="CENTER"><strong><a href="http://www.facebook.com/notes/necip-fazıl-kısakurek/şahsınıza-kötülük-eden-bir-düşmanı-affediniz-lakin-vatanınıza-ve-milletinize-köt/192991860744889"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif;"><span style="font-size:small;">lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.</span></span></span></a></strong></p>
<p style="text-align:left;" align="CENTER"><span style="color:#000000;"><span style="font-family:Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif;"><span style="font-size:small;">HZ.ALİ (k.v)</span></span></span></p>
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<p style="text-align:left;" align="CENTER">
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/sozler/'>Sözler</a> Tagged: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/sahsiniza-kotuluk/'>Şahsınıza kötülük</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/39/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=39&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/21/sahsiniza-kotuluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/images-87.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">images (87)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>MESNEVİ&#8217;DE HZ. ALİ (K.V.)</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/09/mesnevide-hz-ali-k-v/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/09/mesnevide-hz-ali-k-v/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 00:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mesneviden Damlalar]]></category>
		<category><![CDATA[ehlibeyt]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[MESNEVİ’DE HZ. ALİ İMAJI MESNEVİ&#8217;DE HZ. ALİ İMAJI Mesnevi&#8217;de Mevlânâ Hz. Ali&#8217;den daha çok ismiyle, birkaç defa da Haydar ve Murtazâ adıyla bahseder. Bu yazıda Mesnevi&#8217;de ele alınış sırasıyla Hz. Ali&#8217;ye nasıl atıfta bulunulduğunu dikkatlere sunmak istiyorum. Bu malzemeden hareketle, Mevlânâ&#8217;nın ve kısmen de tasavvuf düşüncesinin Hz. Ali&#8217;ye bakışı ele alınacaktır. Bu arada Mesnevi şârihlerinin <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=32&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ya-ali.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-33" title="ya ali" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ya-ali.jpg?w=510" alt=""   /></a></p>
<div><strong>MESNEVİ’DE HZ. ALİ İMAJI</strong></div>
<div>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>MESNEVİ&#8217;DE HZ. ALİ İMAJI</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi&#8217;de Mevlânâ Hz. Ali&#8217;den daha çok ismiyle, birkaç defa da Haydar ve Murtazâ adıyla bahseder. Bu yazıda Mesnevi&#8217;de ele alınış sırasıyla Hz. Ali&#8217;ye nasıl atıfta bulunulduğunu dikkatlere sunmak istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bu malzemeden hareketle, Mevlânâ&#8217;nın ve kısmen de tasavvuf düşüncesinin Hz. Ali&#8217;ye bakışı ele alınacaktır. Bu arada Mesnevi şârihlerinin yorumlarından istifade edilecektir. Ayrıca Mesnevi&#8217;de Hz. Ali ile ilgili zikredilen mâlûmat ve olayların tarihî arka plânı imkân nisbetinde irdelenecektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>1. Hz. Peygamber&#8217;in Ali&#8217;nin şahsında, mânevî yolda bir mürşidin, bir rehberin gerekliliğini hatırlatması.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong><em>Peygamber (sav)&#8217;in, Ali&#8217;ye (ra) “ Herkes bir çeşit ibadetle Tanrı&#8217;ya yaklaşmayı diler, sen akıllı ve Tanrı&#8217;ya ulaşmış kulla sohbet yüzünden yaklaşmaya çalış ki o kulların en ileri gideni olasın “ diye nasihat etmesi</em></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“ Peygamber, Ali&#8217;ye dedi ki: “ Ey Ali! Tanrı aslanısın, kuvvetlisin, korkmazsın, yüreklisin.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Fakat aslanlığına dayanma, güvenme. Ümit ağacının gölgesine sığın!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Hiç kimsenin rivayetlerle, masallarla yoldan ayıramayacağı akıllı bir kişinin gölgesine gir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Yeryüzünde onun gölgesi Kafdağı gibidir, ruhu da Simurg gibi çok yükseklerde uçmakta, yücelerde dolaşmakta.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kıyamete kadar onu övsem, söylesem tükenmez. Bu övüşe bir kesim, bir son arama.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Güneş, insan suretiyle yüzünü örtmüştür, insan suretinde gizlenmiştir; artık sen anlayıver. Doğrusunu Tanrı daha iyi bilir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ya Ali! Sen, Tanrı yolundakini bütün ibadetler içinde Tanrıya ulaşmış kişinin gölgesine sığınmayı seç.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Herkes bir çeşit ibadete sarıldı, kendisi için bir türlü kurtulma çaresine yapıştı.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Sen, akıllı bir kişinin gölgesine kaç ki gizli gizli savaşan düşmandan kurtulasın.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Bu, senin için bütün ibadetlerden daha iyidir.</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bu suretle yolda ilerlemiş olanların hepsini geçer, hepsinden ileri olursun.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bir Pîr ele geçirdin mi hemen teslim ol; Mûsâ gibi Hızır&#8217;ın hükmüne girip yürü.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ey münafıklık nedir, bilmeyen! Hızır&#8217;ın yaptığı işlere sabret ki Hızır” Haydi git, ayrılık geldi” demesin.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Gemiyi kırarsa ses çıkarma; çocuğu öldürürse saçını başını yolma.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Mademki Hak, onun eline “kendi elimdir” dedi; “Yedullahi fevka eydîhim” hükmünü verdi;</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Şu halde Tanrı eli, onu öldürse de yine diriltir. Hattâ diriltmek nedir ki? Ona ebedî hayat verir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bu yolu, nadir olarak yapayalnız aşan bile yine Pîrlerin himmetiyle aşmış, varacağı yere onların sayesinde ulaşmıştı</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>r.”</em> (Mesnevi, C. I, beyit: 2959-2974).[1]</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali&#8217;den bütün kaynaklar, onun kahramanlığı, cesareti ve ilmi konusunda ittifak halindedirler. Onun lakaplarından biri de “Allah&#8217;ın arslanı”dır. İleride değineceğiz.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlânâ&#8217;nın da dahil olduğu tasavvuf inanışında, manevi tekâmül için bir rehbere, yol göstericiye ihtiyaç vardır. Mevlâna burada ona vurgu yapmaktadır.[2]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>2. Hz. Ali&#8217;nin bir savaşta mübarek yüzüne tüküren düşmanını bağışlaması.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Allah&#8217;ın aslanı Hz. Ali bir savaş esnasında düşmanı olan yiğitle epeyce vuruşarak sonunda onu yere yıkıp öldürmek üzereyken, o düşman askeri Hz. Ali&#8217;nin mübarek yüzüne tükürdü. bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı:</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>-Yürü git, seni öldürmekten vazgeçtim, serbestsin, dedi.</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Savaşçı bu duruma şaştı:</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>-Beni altedip öldürmek üzereyken neden vazgeçtin. Seni ne alıkoydu? diye sordu.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Hz. Ali cevap verip şöyle dedi:</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>-Ben seninle Allah yolunda ve sırf Allah&#8217;ın hoşnutluğunu kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce öfkelendim, sana kızdım. Eğer o an öldürseydim, sana olan kızgınlığımdan dolayı bunu yapmış olacaktım. Yani seni Allah rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. İşte bu düşünceyle seni serbest bıraktım.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bunu duyan adam, bu büyük asâlet ve ince anlayış karşısında iman ederek müslümanların safına katıldı</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>. </em>(Mesnevi, C.I, beyit: 3721 vd.)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Özetle verdiğimiz bu olay Mesnevi&#8217;de hayli uzun ve ayrıntılı biçimde anlatılır.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Şârihler bu olayla Hendek savaşı arasında bir bağ kurarlar. Hendek savaşının bir adı da Ahzab gazasıdır. Ahzab suresi 10. ayetin tefsiri sırasında Elmalılı Hamdi, tarihi bilgiler aktarır. Bir küçük ilâveyle olayı oradan özetliyoruz:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hendek savaşı sırasında müşrikler zor durumda kalıp son bir hamle yapmak isterler. Hendeğin en dar noktasından gözüpek cengaverler Müslüman tarafına geçer. Bunlardan biri de Amr bin Abdivüd&#8217;dür. Bedir savaşında yaralanmış, intikam almak için ant içmişti. Bu sıralarda 90 yaşlarında olmasına rağmen güçlü kuvvetliydi ve hendeği ilk geçen o olmuştu. O zamanın savaş adetleri gereği vuruşmak için er istedi. Hz. Ali karşısına çıkmayı arzu etti. Peygamberimiz önce razı olmadıysa da sonunda kabul etti ve Ali mübareze için meydana çıktı. Rakibi önce onu küçümsedi. 27 yaşındaki Ali Amr&#8217;a dedi ki:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">-Ey Amr, senin bir adetin vardı. Kureyş&#8217;ten biri sana iki teklifte bulunsa mutlaka birini tutarsın değil mi? Amr “evet” dedi. Hz. Ali:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">- O halde ben seni Allah&#8217;a ve İslam&#8217;a davet ediyorum. Amr:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">-Ona ihtiyacım yok. Hz. Ali:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">-Öyleyse seni binitlerimizden inip dövüşmeye davet ediyorum. Amr:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">-Vallahi seni öldürmek istemem, diye alay etti. Hz. Ali:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">-Fakat ben seni öldürmeyi arzu ediyorum, dedi.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bunun üzerine Amr kızıp atından indi, bir kılıç darbesiyle kendi atının ayağını kesti, Hz. Ali&#8217;ye saldırdı. Amr&#8217;ın darbesi Ali&#8217;nin kalkanını parçalayıp alnını kanattı. Ali karşı darbe ile Amr&#8217;ı omuzundan biçti, öldürdü.[3]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Gölpınarlı burada şu ilâvede bulunur: Amr Hz. Ali&#8217;nin başını yaralar, o da onu ayaklarından vurur, yere yıkar, göğsüne oturup başını kesmek üzereyken Amr çaresizlik içinde Al&#8217;nin yüzüne tükürür. Ali kızar, Amr&#8217;ı öylece bırakıp biraz gezinir, öfkesi yatışınca dönüp Amr&#8217;ın başını keser, getirip Resulüllah&#8217;ın önüne atar.[4]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Abdülbaki Gölpınarlı olaya şu yorumu ekler: Mevlânâ bu olayı anlatmaya başlamış, fakat Amr&#8217;ın adını anmamış, ondan sonra da tasarrufa başlamıştır. İman dolu gönlü Ali aşkıyla coşunca böyle bir mürüvveti, böyle bir keremi gören kişinin, böyle bir ihlâsa sâhip olanın kâfir olarak ölmesine razı olmamış, vak&#8217;anın sonunu kendi icat etmiştir.[5]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bu olay eski zaman vuruşmalarındaki meydan okumalardan örnekler de ihtivâ ederek İslâm Tarihi kaynaklarında, bazılarında renkli bir üslûpla yer almaktadır.[6]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Olayın tarihi yönü araştırılıp tartışılabilir. Fakat Mevlânâ ve tasavvuf düşüncesi bakımından, dindeki önemli bir kavram olan “ihlâs”ı çok iyi açıkladığı için Mesnevi&#8217;deki şekli önem taşır.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Günlük hayatta sık sık düşülen bir hatâ vardır: Şahsî ve nefsânî olanla dînî ve ulvî olanın karıştırılması. Böylece nice insan farkına varmadan kendi benlik ve tatmin duygusuna yüce kavramları âlet edebilir. İyi bir iş yaptım zannıyla büyük hatâ ve günâha saplanıp kalır.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Dinde esas olan her şeyin Allah için, Allah rızâsı için yapılmasıdır. “Birini sevmek, birine kızmak, vermek, vermemek sâdece Allah için olmalıdır. Bu, imanda olgunluk alâmetidir.”</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlânâ, Hz. Ali&#8217;ye öldürmekten vazgeçtiği savaşçının şaşkınlığı karşısında hal diliyle çok hikmetli şeyler söyletir. Bir Mesnevi şarihi de bunları şöyle dile getirir:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Ben kılıcımı kendi keyfim için değil, Allah&#8217;ın emri ile sallarım. Kâfirlerin ve münâfıkların başını, yine Allah&#8217;ın emri ile keserim. Ben Allah&#8217;ın aslanı, O&#8217;nun kılıcıyım, kendi nefsimin, kendi kibir ve gurûrumun değil.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Ben imânımın emrini yerine getiririm. Hareketlerim, davranışlarım, nasıl bir dîne inandığımın delîli ve şâhidi olurlar.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Ben, hakîkatte ben değilim. Nefsini Allah yolunda yok etme mertebesine ermişlerdenim. Benim için Allah&#8217;tan gayrı, kendim de dâhil, hiçbir varlık yoktur. Kılıcımın şiddeti ve yenilmezliği de kendi hünerim değildir. O kılıç benim değil, Allah&#8217;ın kılıcıdır. Bu sebepledir ki Allah&#8217;ın kılıcını ancak Hakk&#8217;ın dilediği işlerde kullanırım.”</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Düşün ki sen beni kızdırmak istedin. Eğer yüzüme tükürdüğün için hiddete kapılsam, seni sırf gazabıma, yâni nefsime tâbi olmak gibi bana yakışmayan bir sebeple öldürecektim. Halbuki ben gurûrumu tatmin için değil, Allah için gazâda idim.”[7]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hak yolunda cihadı bir ibadet kabul eden anlayış, öldürmede nefsin dahli olunca bunu bir şirk kabul eder ve “Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın” ( Kehf, 18/110 ) ayetine aykırı görür.[8]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>3. Hz. Ali&#8217;nin, katilini önceden biliyor olması</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi&#8217;nin ilk cildinde üç ara başlık altında Hz. Peygamber&#8217;in sağlığında Hz. Ali&#8217;ye ölümünün İbn Mülcem eliyle olacağını bildirdiği, bundan İbn Mülcem&#8217;in de haberdar olduğu anlatılır. Bu arada Hz. Ali&#8217;nin dilinden ölüm, kader, kısas, düşmanını affetme gibi hassas konular hakkında Mevlânâ&#8217;nın tasavvufi ve hikemî görüşleri sıralanır.[9]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bölüm, “Ben öyle bir erim ki kanlıma, katilime bile lutuf şerbetim kahır zehri olmadı” beytiyle başlar. Hz. Ali İbn Mülcem&#8217;e hitaben: “Kader kalemi böyle yazmıştır, sen beni öldüreceksin” der ve ilâve eder. “Fakat tasalanma, senin şefaatçin benim. Ben ruhun eri ve sultanıyım, ten kulu değil.”</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mutasavvıflara göre ölüm, beden kaydından kurtulup Hakk&#8217;a kavuşmaktır.[10] Mevlânâ bu vesileyle benzer düşüncelerini dile getirir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Ali dedi ki: “Ben düşmanımı gözümle görmekte, gece gündüz ona bakıp durmaktayım. Böyle olduğu halde hiç kızmıyorum.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çünkü ölümüm, bana can gibi hoş geliyor; dirilmemle âdeta bir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ölümsüzlük ölümü bize helâl olmuştur; azıksızlık azığı, bize rızk ve nimettir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ölümün görünüşü ölüm, iç yüzü diriliktir; ölümün görünüşte sonu yoktur, hakikatte ise ebedîliktir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çocuğun rahimden, doğması bir göçmedir; fakatta cihanda ona yeni baştan bir hayat var.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ecele doğru meylimiz, ecele aşkımız olduğundan “Nefislerinizi elinizle tehlikeye atmayın” nehyi asıl bizedir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çünkü nehiy, tatlı şeyden olur, acı için nehye zaten hacet yok ki.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bir şeyin içi de acı olur dışı da acı olursa onun acılığı kötülüğü esasen nehiydir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bana da ölüm tatlıdır. “Onlar ölmemişlerdir, Rablerinin huzurunda diridirler” âyeti benim içindir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ey inandığım, itimat ettiğim kişiler! Beni kınayın ve öldürün. Şüphe yok, benim ebedî hayatı</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>m öldürülmemdedir.” </em>(Mesnevi, I, beyit: 3925-3934)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bazı Mesnevi şarihleri İbn Mülcem&#8217;i Hz. Ali&#8217;nin seyisi olarak gösterir.[11] Şii kaynaklarının hemem hemen tamamı, Hz. Ali&#8217;nin kaderini önceden bildiğini, Kûfe&#8217;ye gelip yerleşen İbn Mülcem&#8217;in niyetini ve onun kendisini öldüreceğini sezdiğini, fakat ölümden korkmayıp Allah&#8217;ın kaderine teslim olduğunu rivayet ederler.[12]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali Hendek savaşı sırasında yaralanınca, Hz. Peygamber ileride başından yara alacağını haber verdi. Başka bir gün hüzünle: “Bir ramazan ayında senin kanını dökecekler; sakalın, başından akan kanlarla boyanacak” buyurdular.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Ali (kv) hicretin 40. yılı ramazan ayının 19. günü sabah namazından çıkarken ağır yaralandı. Hendek&#8217;te Amr&#8217;ın yaraladığı yerden İbn Mülcem zehirli kılıcıyla vurdu. İki gün sonra 21 ramazan cuma günü vefat etti. Katiline iyi davranılmasını hatırlattı. Kendisi ölürse işkence yapılmadan kısas uygulanmasını istedi.[13]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>4. Hz. Ali – </strong></span></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><strong>Hayber</strong></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ya baltayı al, ercesine vur; Ali gibi şu Hayber&#8217;in kapısını sök gitsin</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ya da şu dikeni gül fidanı haline getir; ateşi sevgilinin ışığı haline sok, nârı nûra çevir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Bu Mesnevi beytinin öncesi şöyledir:</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Her kötü huyunu bir diken bil, diken kaç keredir ayağını yaraladı.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kaç kere kötü huyun yaraladı seni, fakat sende duygu yok ki, duygusuz yaratılmışsın.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çirkin huyunun başkalarını yaraladığını bilmiyorsan kendi yarandan da haberin yok değil ya, sen hem kendine azapsın, hem başkalarına.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ya baltayı al, ercesine vur; Ali gibi şu Hayber&#8217;in kapısını sök gitsin</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ya da şu dikeni gül fidanı haline getir; ateşi sevgilinin ışığı haline sok, nârı </em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>nûra çevir. </em>(Mesnevi, II, beyit: 1239-1245)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hayber savaşı h. 7. yılda vuku buldu. Burası Yahudilerin kralı Merhab&#8217;ın karargakı durumundaydı. Bir türlü müslümanlarca ele geçirilememişti. Savaşın zorlu bir anında Hz. Peygamber şu müjdeyi verdi: “Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki, Allah ve Resulü onu sever ve Allah kalenin fethini onun eliyle gerçekleştirecektir.”[14]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Ertesi sabah sancağı teslim alan Hz. Ali Peygamberimizin hayır duaları ile savaşa girer. Komutan Merhab&#8217;ı ve kardeşini öldürür. Hayber kapısıyla ilgili destanlaşan hadise hakkındaki rivayet şöyledir:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali kaleye yaklaşınca yahudilerden birisi vurarak kalkanının yere düşürür. Bunun üzerine Ali, kale yanında bulunan bir kapıyı alarak kalkan yapıp kendisini korur ve şehri fethedinceye kadar onu kullanır. Resulüllah&#8217;ın azadlısı Rafi&#8217;in yedi arkadaşıyla birlikte daha sonra bu kapıyı kaldırmakta zorlandıkları Taberi Tarihi&#8217;nde yer alır.[15]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Alıntıladığımız metinde de görüldüğü gibi Mesnevi&#8217;de “Hayber” motifi, içe dönük savaş demek olan mücahede ve ahlâkı düzeltme eyleminde bir unsur olarak kullanılır. Yani Hz. Ali&#8217;nin Hayber kalesinde gösterdiği yiğitliği, sen de kötü huylarını bozguna uğratarak göster. Nefs-i emmare kalesine hükmet, onun kapısını kopar.[16]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlânâ başka bir yerde aynı istikamette olmak üzere şöyle der:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>“Dostlar, suretten geçerseniz her yer sizin için cennettir. Gül bahçesinin içinde gül bahçesi.</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Suretini, şeklini kırdın mı her şeyin suretini kırmayı öğrendin demektir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Art</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>ık her sureti kırar, Haydar gibi Hayber kapısını çekip koparırsın.” </em>(Mesnevi, III, 578-580).</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><strong>5. Haydar-Arslan</strong></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Haydar” kelimesi Hz. Ali&#8217;nin isim veya lakaplarından biridir. Mesnevi&#8217;de birkaç yerde geçer. Şu beyitte de büyük savaş, yukarıdaki anlamda, yani nefisle savaş manâsındadır:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Bu büyük savaştır, o küçük savaş. Her ikisi de Haydar&#8217;la Rüstem&#8217;in harcıdı</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>r.” </em>(Mesnevi, V, b. 3802)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Haydar” erkek aslan demektir. Ensesinin kalınlığı ve pençelerinin güçlülüğü sebebiyle böyle denmiştir. Arslan eski devirlerden beri kuvvet, cesaret ve kahramanlık sembolü sayılmış, bu sebeple Hz. Ali&#8217;ye de arslan anlamnı gelmek üzere “Haydar” denmiştir. Hayber&#8217;de hasmı Merhab&#8217;ın meydan okuması karşısında Hz. Ali şöyle cevap vermiştir: “Doğduğum vakit anam bana Haydere (Arslan) adını vermiştir. Vahşi ormanların arslanı gibiyim. Düşmanları fena şekilde öldürürüm.”</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali, İslam dünyasında Haydar, Haydar-ı Kerrar (tekrar tekrar, döne döne savaşan) Haydarullah, Esedullah, Şîr-i Yezdan, Şîr-i Hudâ, Allah&#8217;ın aslanı lakaplarıyla anılır. Divan ve tasavvuf şiirinde Haydar çeşitli bağlamlarda kullanılır.[17]</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Sırr-ı Haydar&#8217;dan göründü nûr-i Rabbi&#8217;l-Alemîn</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Lâ fetâ illâ Alî lâ seyfe illâ Zü&#8217;l-fikar</em></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Seyyid Nizamoğlu</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Olursa kal&#8217;a-ı Hayber hicâb-ı gaflet eğer</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ede şikeste anı pençesiyle Hayder-i Aşk</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Osman Şems Efendi</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi III. Ciltte şöyle denir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Peygamber Ali&#8217;ye de temsil yoluyla arslan demiştir. Arslan onun benzeri değildir ama misal bu, böyle demiştir iş</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>te.”</em> (Mesnevi, III, b. 1941)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Gölpınarlı bu beytin açıklaması sırasında Hz. Peygamber&#8217;in Haz. Ali&#8217;yi övücü beyanlarını ihtiva eden uzunca bir ifade sırasında, “…</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"> bu yeryüzünde Allah&#8217;ın arslanıdır, düşmanlarına karşı Allah&#8217;ın kılıcıdır..” dediğini yazar.[18]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>6. Bir Yahudinin Hz. Ali ile tartışması.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi&#8217;de şu olay nakledilir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong><em>Bir Yahudi&#8217;nin, Allah yüzünü ulu etsin Ali&#8217;ye &#8221;Eğer Allah&#8217;nın korumasına güveniyorsan kendini bu yapının üstünden at&#8221; demesi, Müminler emîri&#8217;nin ona cevabı</em></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Allah&#8217;ı ululamayı bilmeyen bir inatçı, bir gün Murtaza&#8217;ya dedi ki:</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Peki yüksek bir yapının damındasın&#8230; ey aklı başında olan, Allah&#8217;nın koruyacağını biliyorsun değil mi?”</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Murtaza, evet dedi&#8230; o koruyucudur, ganidir&#8230; bizim varlığımızı, bizi ta çocukluğumuzdan adamlığımıza kadar hep o korur, o görüp gözetir!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Yahudi, peki dedi&#8230; mademki öyledir, kendini bu damdan aşağıya at&#8230; Allah&#8217;nın koruyuculuğuna tamamı ile güven!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kendini aşağıya at da ben de adamakıllı inandığını anlayayım, güzelim inanışını, deliliyle göreyim!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Müminler emiri ona dedi ki: sus, defol git de bu cüret yüzünden canın belaya sataşmasın!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kulun, iptilalara düşerek Allah&#8217;yı sınaması hiç yaraşır mı</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>? </em>(Mesnevi, IV, b. 354-359)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali&#8217;nin lakaplarından biri de “Murtazâ”dır. Kubbealtı Lugatı&#8217;na göre beğenilmiş, seçilmiş, hoşnut ve râzı olunmuş kimse anlamınadır. Pir Sultan “Hak murtazâ dedi sana ey velî” derken, Nef&#8217;î şunu söyler: <em>“Tîğına n&#8217;ola yemîn eylerse rûh-i Murtazâ / Bir gazâ ettin ki hoşnud eyledin Peygamber&#8217;i”[</em>19]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Peygamber h. IX. yılda Tebük gazvesi sırasında Hz. Ali&#8217;yi ailesine ve işlerine bakmak üzere Medine&#8217;de bırakmıştı. Münafıklar “Ali aşağı sayılacak önemsiz görülerek geride bırakıldı, çocuklar ve kadınların muhafızlığına layık görüldü” şeklinde dedikodu edince, Hz. Ali hemen silahını kuşanır ve Peygamberimize yetişerek söylentileri ona anlatır.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bunun üzerine Allah Resulü “Onlar yalan söylüyorlar. Ben seni Medine&#8217;de arkamda kalanlara bakmak üzere muhafız bıraktım. Sen geri dön, ailemde ve kendi ailende benim halefim ol. Ey Ali Musa&#8217;ya nisbetle Harun ne ise, sen de bana nisbetle o mevkide bulunmaya razı değil misin? Ne var ki, benden sonra peygamberlik yoktur” buyurur.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bilindiği gibi Hz. Musa Tur dağına çıktığı zaman kardeşi Harun&#8217;u , dönünceye kadar İsrail oğullarını idare etmek üzere [20] yerine vekil bırakmıştı.[21] Ali de razı oldum, razı oldum demişti. Bu sebeple aynı zamanda Allah&#8217;ın razılığını kazanan anlamına “Murtazâ” lakabıyla lakaplanmıştı.[22] Bu konu daha kısa olarak Hadis kitaplarında da yer alır.[23]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>7. Hz. Ali&#8217;nin kuyuya ah edip sırrını söylemesi</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi&#8217;de iki yerde Hz. Ali&#8217;nin kuyuya ah etmesinden söz edilir. İlki şöyle: Balık avcılarından kurtulmak isteyen akıllı bir balık sür&#8217;atle gölden kaçmaktadır. Arkadaşları ile bu konuyu müzakere edecek zamanı yoktur. Kendi kendine şöyle der:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Kendine gel, şimdi danışma zamanı değil, yola düş. Ali gibi kuyuya ah et.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>O âh</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>ın mahremi pek azdır; geceleri git, hem de bekçi gibi gizlice yürü!” </em>(Mesnevi, IV, b. 2232-33)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">İkincisi şu şekildedir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Senin erliğine mahrem olacak Rüstem nerede ki senin yüzlerce harmanından bir buğday tanesini söylemeye kalkayım.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Senin sırrından bir ah etmek istersem ancak Ali gibi bir kuyuya gitmeli, kuyunun içine ah etmeliyim.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kardeşlerin gönüllerinde kin olduğundan Yusuf&#8217;umun kuyu dibinde kalması </em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>daha iyi.</em> (Mesnevi, C. VI, b. 2013-15)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlevi kültüründe “ney”in menşei ve ondan çıkan akıcı sadâlarla ilgili şöyle bir olay anlatılır:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Rivayete göre Miraç Gecesin&#8217;de yüce Allah habibi sevgili peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretlerine bir hayli sır veya doksan bin kelime söylemiş. Hz. Peygamber de bunların otuz binini halka ayan, otuz binini seçkinlere beyan, otuzbinini de nihan etmiş (saklı tutmuştur). Bu arada Allah&#8217;ın aslanı Hz. Ali&#8217;ye de bir hayli sır ifşâ buyurmuş ve bu sırları kimseye zinhar fâş etmemesini (sakın açıklamamasını) tavsiye ve emir buyurmuştur. Fakat Cenâb-ı Murtaza (Hz.Ali) bu sırra tahammül edemeyerek, nihayet içi boş bir kuyuya varıp sırrını ona söylemek mecburiyetinde kalır. Bir müddet sonra bu tesirle kuyu su ile dolmaya başlar, taşar ve yanında bir ney (kamış) biter. Bunu bir çoban keserek kaval yapar ve çalmaya başlar. Kavalı duyan Hz. Peygamber: “Ya Ali niçin sırları ifşa ettin?” diye sorar, Hz Ali de: “Yâ Resulullah halktan hiç kimseye ağzımı açmadım”, cevabını verir. Resulullah: “ Ya bu sır nedir, o sır değil midir?” buyurur. Hz. Ali dinler, görür ki o sırdır. Hemen Risaletpenah&#8217;tan özür dileyip: “Yâ Resululah daha fazla tahammül edemediğim için kırda boş bir kuyuya söylemiştim” der. Bunun üzerine Allah Resulü: “İşte bu ney bu sırları kıyamete kadar söyler.” buyururlar.[24]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Beşir Ayvazoğlu&#8217;na göre eski Anadolu&#8217;daki Midas&#8217;ın Kulakları efsanesi dilden dile dolaşarak yeni şekillere bürünür. İranlı şair Senai (ö. 1131) daha sonra Mevlânâ&#8217;nın (ö. 1273) dilinde tasavufi gerçekleri anlatan bir metafora dönüşecektir. Aynı efsane Hz. Ali&#8217;ye de uyarlanmıştır.[25]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Tabii bütün bunlar birer tahmin. Kültürler arasında geçişler her zaman mümkündür. Midas mitolojisinin hangi yollarla, nasıl ve ne zamandan itibaren İslamî çevrelere geçtiği araştırılmaya muhtaç bir konudur. Bu iddianın gerçek olduğunu kabul etsek bile çok ciddi deformasyona uğradığını söylemeliyiz. İlk haliyle çok sıradan ve beşerî bir konu olan hadise, İslamî kültür çevresinde tamamen farklı ve ulvî bir mahiyete bürünmüş oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">İslâm tarihi açısından bakınca Ali-kuyu konusunu, en azından Sünnî kaynaklar açısından mevsuk bilgilerle desteklemekten şimdilik yoksun olduğumuzu söylemeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Tasavvuf ve edebiyat çevrelerinde Ali-kuyu motifinin yaygın olarak benimsendiği görülür. Feridüddin Atar (ö. 1221) Mantıku&#8217;t-Tayr&#8217;da bu meseleye yer verir.[26] Dede Omer Ruşenî&#8217;nin (1487) Neynâme&#8217;sinde konu daha uzun anlatılır. Şu mısralar Neynâme&#8217;dendir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ol Resûlün “ente minnî” dediği</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Olmayan bir kerre “innî” dedi</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ği”</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Şehr-i ilmin bâbı şâhı Kanber&#8217;in</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Kal&#8217; iden kudretle bâb</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ın Hayber&#8217;in</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Vardı gördü Hazret-i Peygamber&#8217;i</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Dedi ey dü serân</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ın serveri</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Lev denevtüm” sırrını keşfet ki tâ</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Çâh-</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ı dil pâk oluban bula safâ</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Başladı sûz ile söze âğâz edip</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">S</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ırr-ı esmâda söze âğâz edip</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Lev denevtüm” sırrını etti beyan</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Râz-i mahfîyi edip küllî ayân</em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Mustafâ&#8217;nın sohbetinde Murtazâ</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Vecde girip etti zevk ile safâ</em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>İstedi kim dürlü sırlar fâş ede</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Özüni pertav edip evbâ</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ş ede</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Mustafâ ana dedi yâ Murtazâ</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">S</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ırrı fâş etmekliğe yoktur rızâ</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Murtazâ dedi Resûl&#8217;e yâ Resûl</em></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Her ne desen ederim kabul</em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Lîk sabrım kalmadı bir zerre hîç</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Tâkat</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ım tâk oldu oldum pîç pîç</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Dedi Peygamber Alî&#8217;ye ey ahî</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Ger tükendi kalmad</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ı sabrın dahî</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Var fülân çâha de, sırrın etme fâş</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Sakla sırrın hâzır-ı kandîl-i bâş</em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Deme sırrın gayra desen çâha de</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Yâ Alî </span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">şehd ü nebât ü kande de</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Varuben çâha Alî bir hû dedi</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Özge s</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ırlardan ne ol ne bû dedi</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Lîk çâha saldı ol Hû hây u hû</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Sal</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ıban çâh içine gavgây-ı Hû</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Bitdi bir ney anda ol Hû&#8217;dan revân</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><em><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Olup, ol çâh</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">ın suyu ol demde kan</span></em></span></p>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Pes budur ney dediğü Hû, Hû müdâm</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Dimedüğü </em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>hîç gû gû ey hümâm[</em>27]</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlevi şair Şeyh Galib “ney” redifli gazellerinde konuya değinir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Envâr-ı mâh-ı Nahşebî&#8217;dir şu&#8217;le-i sadâ</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ayn-ı Alî&#8217;den aldı nazar çünki çâh-ı ney</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">(Neyin sadâsının alevi Nahşeb şehrinin ayının ışıkları gibidir. Çünkü ney (kamış) kuyusu Hz. Ali&#8217;nin gözünden nazar almıştır.)</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Zemzeme-i feyz-i sülûkü çıkarır zemzemesi</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Sır verip çâh-ı </em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Alî&#8217;den dem-i kubâne-i ney </em>[28]</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">(Hz. Ali&#8217;nin kuyusundan sır veren neyin demi ve onun nağmeli sesi, sülûk feyzinin zemzemesini çıkarır.)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>8. Damdaki çocuğu kurtarması</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi&#8217;nin 4. cildinde şöyle bir olay geçer:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong><em>Çocuğu, kayıp oluk üstüne giden ve tehlikeye düşen kadının, Allah yüzünü ululasın, Ali&#8217;ye gelerek çare araması</em></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Murtaza&#8217; nın yanına bir kadın gelip dedi ki; Çocuğum, oluğun üstüne kaydı.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çağırsam ele geçmez., bıraksam düşüp helak olacağından korkuyorum.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Akıllı değil ki tehlikeden kurtul, yanıma gel diyeyim de anlasın.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Elle işaret etsem anlamaz, anlasa bile kötülük şu ki dinlemez!</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Mememi, südümüu gösterdim ama benden gözünü, yüzünü çevirip duruyor!</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Allah hakkı için ey ulular, siz, bu âlemde de âcizlerin ellerinden tutan, onlara yardım eden erlersiniz, o âlemde de!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Benim derdime tez bir derman bul ki gönlümün mey vasini kaybedeceğim diye yüreğim titremede!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Ali dedi ki: dama bir çocuk çıkar., çocuğun, kendi cinsini görünce,</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Derhal oluktan dama gelir, cins, cinsine ebedî olarak âşıktır.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Kadın öyle yaptı, çocuğu, o çocuğu görünce ona yüz tuttu;</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Oluktan dama geldi. Her cins, kendi cinsinden olanları çeker, bunu böyle bil!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Çocuk, sürtüne sürtüne öbür çocuğun bulunduğu tarafa geldi ve aşağıya düşme tehlikesinden kurtuldu.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Peygamberler de, kulları oluktan kurtarmak için insan olarak gönderilmişlerdir. </em>(Mesnevi, IV, b. 2657-69)</span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">Süyûtî&#8217;nin el-Leâli&#8217;l-Masnûa&#8217;sında şöyle bir olay nakledilir: “Resulüllah&#8217;a ensardan biri geldi, oğlum damdan oluğa yürüdü; Allah&#8217;a dua et de onu anasına babasına bağışlasın, dedi. Oraya varınca korkunç bir şeyle karşılaştık. Hz. Peygamber, dama bir çocuk çıkarın, dedi. Öyle yaptılar; oluğa kadar gitmiş olan çocuk, o çocuğ</span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">u görünce dama geri geldi.”[29]</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Gölpınarlı bu bilgiyi aktardıktan sonra, Mesnevi&#8217;deki olayın buna pek benzediğini, Furuzanfer&#8217;in de bunu kabul ettiğini yazar.[30]</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong>9. Hz. Ali&#8217;ye iki atıf</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">a) Mesnevi V. Ciltte şu beyit yer alır:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Peygamber bunu Ali&#8217;ye değer biçilmez sözleri arasında açıkça söylemiş</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>tir.”</em> (M. V, b. 272)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Konunun gelişinden anlaşıldığına göre Hz. Peygamber&#8217;in Ali&#8217;ye söylediği o eşsiz sözler şunlar olmalıdır: “Ya Ali, eşinle beraber olurken: Allah&#8217;ım beni şeytandan uzaklaştır, bana açık olarak verdiğin şeylerden de şeytanı uzaklaştır, de. Sizden bir çocuk olursa ona zarar veremez.”[31]</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;">b) <em>“Ali gibi k</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>ılıçla hançer, ona reyhan kesilmiş, nerkisle nesrin, canına düşman olmuş</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>tu.”</em> (M. V, b. 2676)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Gölpınarlı burada Hz. Ali&#8217;nin şu beytinden manen iktibas olduğunu söyler.</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>“Kılıçla hançer, bizim fesleğenimizdir; yuf olsun nerkise, mersin ağacına.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Şarabımız düşmanımızın kanıdır; kadehimiz düşmanımızın kafatası</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>.”</em>[32]</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><strong>10. Ali-Mevlâ</strong></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mesnevi VI. Cildin ara başlıklarından biri ve devamı şöyledir:</span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><strong><em>Mustafa salavatullahi aleyh, &#8220;Ben kimin mevlâsıysam şüphe yok ki, Ali, onun mevlâsıdır&#8221; buyurdu. Münafıklar, &#8220;Kâfi değil miydi ki kendisine muti olduk, kul köle kesildik. Bir de, daha çocukluktan kurtulmamış zata bizi kul köle yapmada&#8221; diye kınadılar.</em></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Bu yüzden ictihat sahibi Peygamber kendine de mevlâ adını taktı, Ali&#8217;ye de.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Dedi ki: Ben kimin mevlâsı ve dostuysam amcamın oğlu Ali, onun mevlâsıdır.</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Mevlâ kimdir? Seni âzâdeden, ayağındaki kulluk pırangasını çözüp atan!</em></span></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Hürlük yolunu gösteren peygamberliktir. Mü&#8217;minler, peygamberlerden azatlık bulurlar.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;"><em>Ey inananlar, sevinin. Selvi gibi, süsen gibi hür olun.</em></span></p>
<p><span style="font-size:x-small;"><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>Fakat her an, yeşermiş, güzelleşmiş, bezenmiş gül bahçesi gibi dilsiz dudaksız olarak suya şü</em></span><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;"><em>kredin! </em>(M. VI, b. 4538-44)</span></span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Bu sözler ve bunların söylendiği Gadîr-i Hum hadisesi Şii ve Sünni dünya tarafından farklı yorumlanıp değerlendirilen konuların başında gelir. Şiiler Gadîr-i Hum&#8217;da Hz. Peygamber&#8217;in, Hz. Ali&#8217;yi açıkça kendisinden sonraki halifesi olarak ilân ettiğini, fakat daha sonra bu hakkın ondan gasbedildiğini söyler. Sünni kaynaklar ise bunun doğru olmadığını belirtirler.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Sünni hadis kaynaklarında bu ifade yer alır. En ayrıntılı olan biri şöyledir: Hz. Peygamber hacdan dönerken, bir yerde konaklamış, namaz kılınacağını ilân ettikten sonra Hz. Ali&#8217;nin elini tutmuş: “Ben mü&#8217;minlere kendi, canlarından daha yakın değil miyim?” diye sormuş, “Evet” cevabını aldıktan sonra da: “Ben kimin dostu isem bu da (Ali) onun dostudur (mevlâ). Allahım onu sevenleri sen de sev, ona düşman olanlara sen de düşman ol!” demiştir.[33]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Aynı konuya daha kısa olarak başka hadis kitaplarında da yer verilir. Ahmed b. Hanbel olayın Gadîr-i Hum&#8217;da geçtiğini, Peygamberimizin sözünden sonra başta Hz. Ömer olmak üzere ashabın ileri gelenlerinin Hz. Ali&#8217;yi tebrik etiklerini nakleder.[34]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">“Hz. Peygamber&#8217;in hadisinde geçen “mevlâ” kelimesi; dost, efendi, arkadaş, yardımcı ve velî demektir. Hz. Peygamber, her müslümanın velîsidir, dostudur. Hz. Ali ile olan münasebeti de böyledir” dedikten sonra E. R. Fığlalı Peygamberimizin Hz. Ali&#8217;ye bu özel davranışının sebebini şöyle açıklar:</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Hz. Ali müslümanlardan bir çoğunun müşrik akrabalarını öldürmüştü. Dini konularda tavizsiz bir tutumu vardı. Ganimet dağıtımında kılı kırk yaran bir titizlik gösterirdi. Benzeri bir çok konularda hassasiyet sahibiydi. Bütün bunlar Ali&#8217;ye karşı kırgın ve kızgın olanların sayısını artırmıştı. İşte Hz. Peygamber&#8217;in amacı bunları uyarmak; onun bütün müslümanların dostu olduğunu belirtmek isteğiydi. Kaldı ki Hz. Ali&#8217;yi sevmenin Hz. Peygamber (sa)i sevmek gibi farz, ona düşman olmanın Hz. Peygamber&#8217;e düşman olmak gibi haram olduğu hakkında bütün müslümanlar ittifak halindedir.[35]</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Sonuç: Hz. Ali&#8217;nin bir tarihi bir de menkıbevî yönü söz konusudur. Mesnevi&#8217;de bunlar mezcedilerek, fakat menkıbe tarafı ağır basar şekilde yer alır.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">Mevlânâ&#8217;daki Hz. Ali imajında; onun kahramanlığı, cesareti, samimi imanı, ihlâsı, Hz. Peygamber&#8217;in özel sırlarına mahrem olması gibi noktalar dikkati çeker. Ayrıca Mevlânâ&#8217;nın kendi hayal dünyasında kurduğu bir Ali sîmâsı da vardır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">(Yazarımızın Mevlânâ ve Mevlevî Kültürü adlı kitabından alınmıştır, H yayınları, İstanbul)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[1] Mesnevi&#8217;ye ait beyit numaraları, Veled İzbudak çevirisine göredir.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[2] Bu konuda bak. Mehmet Demirci, “Gazali&#8217;nin Tasavvuftaki Üstatları”, DEÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, II, s. 75-80, İzmir, 1985.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[3] A. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur&#8217;an Dili, C. IV, Ahzab suresi 10. ayet tefsiri.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[4] Abdülbaki Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, C. I, s. 632, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1973</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[5] Age, s. 633.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[6] Bk. Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Z. K. Ugan, C. II, s. 510, Ankara, 1955; İbn Sa&#8217;d, Tabakat, II, 68, Beyrut, 1968; İbn Kesir, el-Bidaye ve&#8217;n-Nihaye, IV, s. 107-108, Beyrut, tsz; İbnü&#8217;l-Esir, İslam Tarihi Terc, C. II, s. 170, Bahar yayını, İstanbul, tsz; Abdülhalık Bakır; Ali Bin Ebi Talib, s. 82, Elazığ, 1998.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[7] Ken&#8217;an Rifai, Şerh-i Mesnevi, s. 562, İstanbul, 2000.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[8] A. Avni Konuk, Mesnevi-i Şerif Şerhi, II, s. 558, İstanbul, 2004.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[9] Bk. Mesnevi, I, 3844-3947.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[10] Bu konuda bk. Mehmet Demirci, “Ölümdeki Hayat”, Tasavvuf dergisi, sayı: 4, Ankara, 200.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[11] Krş. Kenan Rifai, age, s. 571.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[12] Bk. E. Ruhi Fığlalı, “İbn Mülcem” Diyanet. İslam Ansiklopedisi (DİA), c. XX, s. 220.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[13] Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, I, s. 457.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[14] Müslim Fedailü&#8217;s-sahabe, 33; A. Bakır, Ali b. Ebi Talib, s. 84.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[15] E.R. Fığlalı, İmam Ali, s. 27, Ankara 1996; Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, II, s. 213.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[16] Şefik Can, Mesenevi Tercümesi, C. II, s. 355; A. Avni Konuk, Mesnevi-i Şerif Şerhi, C. III, s. 347.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[17] Bk. “Haydar” DİA, XVII, 24.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[18] Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, III, s. 296.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[19] Kubbealtı Lugatı, C. II, s. 2147.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[20] Bk. A&#8217;raf, 7/142</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[21] Fığlalı, İmam Ali, s. 39.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[22] Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, II, 185.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[23] Bk. Müslim, Fadailü&#8217;s-Sahabe, 30-32.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[24] A. Avni Konuk, Mesnevi-i Şerif Şerhi, C. VIII, s. 125-126, Kitabevi, İstanbul, 2007.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[25] Bk. Beşir Ayvazoğlu, Neyin Sırrı Hala Hasret, s. 13, Kubbealtı neşriyatı, İstanbul, 2000.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[26] “Gâh kendi âleminde coşar köpürüdü, gâh gider sırlarını kuyuya söylerdi.” F. Attar, Mantıku&#8217;t-Tayr, çev. A. Gölpınarlı, C. I, s. 38, beyit: 480, İstanbul, 1968.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[27] Dede Ömer Rûşenî, Neynâme, yayımlanmamış Tenkidli basım, hazırlayan: Mustafa Uzun, s. 32-35; Ayrıca bk. Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, IV, s. 329.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[28] Şeyh Galib Divanı, haz. Muhsin Kalkışım, s. 414-415, Ankara, 1994.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[29] Süyuti, el-Leâli&#8217;l-Masnûa fiAhâdîsi&#8217;l-Mevzûa, C. I, s. 52, Mısır, 1317.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[30] Bk. A. Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, IV, s. 386.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[31] A. Gölpınarlı age, V, s. 55, Furuzanfer&#8217;in Ahâdîs-i Mesnevi&#8217;sinden naklen.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[32] Age, V, s. 442.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[33] İbn Mâce, Mukaddime, 11, 116. hadis; M. Yaşar Kandemir, “Ali”, DİA, II, s. 377.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[34] Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, s. 281.</span></p>
<p><span style="font-family:Geneva, Arial, sans-serif;font-size:x-small;">[35] E. R. Fığlalı, İmam Ali, s. 46. Gadîr-i Hum olayını şii anlay<span style="font-family:Arial;">ışa uygun biçimde izah için bk. Gölpınarlı, Mesnevi Şerhi, VI, s. 686.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family:Arial;font-size:x-small;"><strong>Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ</strong></p>
<p><a href="mailto:medeci42@yahoo.com"><span style="color:#000000;font-size:x-small;"><strong>medeci42@yahoo.com</strong></span></a></p>
<p></span></div>
<p style="text-align:center;">&nbsp;</p>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/mesneviden-damlalar/'>Mesneviden Damlalar</a> Tagged: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/ehlibeyt/'>ehlibeyt</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/hz-ali/'>hz ali</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/mesnevi/'>mesnevi</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/zulfikar-2/'>zülfikar</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/32/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=32&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/09/mesnevide-hz-ali-k-v/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/ya-ali.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ya ali</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mesnevinin Dilinden &#8220;Hazreti Ali&#8217; ye göre büyük savaş&#8230;&#8221;</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/08/mesnevinin-dilinden-hazreti-ali-ye-gore-buyuk-savas/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/08/mesnevinin-dilinden-hazreti-ali-ye-gore-buyuk-savas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 23:45:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mesneviden Damlalar]]></category>
		<category><![CDATA[hzali]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[HZ.ALİ&#8217;YE GÖRE BÜYÜK SAVAŞ Ali dedi ki: “Ben kılıcı Tanrı için vuruyorum. Tanrı kuluyum ten memuru değil! Tanrı aslanıyım heva heves aslanı değil&#8230; İşim, dinime şahittir. Ben “Attığın zaman sen atmadın, Tanrı attı” sırrına mazharım. Ben kılıç gibiyim, vuran o güneştir. Ben; pılımı pırtımı yoldan kaldırdım; Tanrıdan gayrısını yok bildim. Bir gölgeyim sahibim güneş&#8230; Ona <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=26&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/mevlana.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-27" title="mevlana" src="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/mevlana.png?w=300&#038;h=267" alt="" width="300" height="267" /></a></p>
<p style="text-align:center;">HZ.ALİ&#8217;YE GÖRE BÜYÜK SAVAŞ</p>
<p>Ali dedi ki: “Ben kılıcı Tanrı için vuruyorum. Tanrı kuluyum ten memuru değil! Tanrı aslanıyım heva heves aslanı değil&#8230; İşim, dinime şahittir. Ben “Attığın zaman sen atmadın, Tanrı attı” sırrına mazharım. Ben kılıç gibiyim, vuran o güneştir.<br />
Ben; pılımı pırtımı yoldan kaldırdım; Tanrıdan gayrısını yok bildim. Bir gölgeyim sahibim güneş&#8230; Ona hacibim hicap değil. Kılıç gibi vuslat incileriyle doluyum; savaşta diriltirim, öldürmem. Kılıcımın gevherini kan örtmez. Rüzgar nasıl olur da bulutumu yerinden teprendirebilir? Saman çöpü değil; hilim, sabır ve adalet dağıyım. Kasırga dağı kımıldatabilir mi? Bir rüzgarla yerinden kımıldanıp kopan bir çöpten ibarettir. Çünkü muhalif esen nice rüzgarlar var!</p>
<p>Hışım, şehvet ve hırs rüzgarı, namaz ehli olmayan kişiyi silip süpürür. Ben dağım; varlığım, onun binasıdır. Hatta saman çöpüne benzesem bile rüzgarım, onun rüzgarıdır. Benim hareketim, ancak onun rüzgarıyladır.</p>
<p>Askerimin başbuğu, ancak tek Tanrının aşkıdır. Hiddet, padişahlara bile padişahlık eder, fakat bize köledir. Ben hiddete gem vurmuş, üstüne binmişimdir. Hilim kılıcım, kızgınlığımın boynunu vurmuştur. Tanrı hışmıysa bence rahmettir. Tavanım, damım yıkıldı ama nura gark oldum.</p>
<p>Toprak atası ( Ebu Turab) oldumsa da bahçe kesildim. Savaşırken içime bir vesvese, bir benlik geldi; kılıcı gizlemeyi münasip gördüm. Bu suretle “Sevgisi Tanrı içindir” denmesini diledim; ancak Tanrı için birisine düşmanlık etmeli.</p>
<p>Cömertliğimin Tanrı yolunda olmasını, varımı yine Tanrı için sakınmamı istedim. Benim sakınmamam da ancak Tanrı içindir. Vermem de&#8230; Tamamı ile Tanrınınım, başkasının değil. Tanrı için ne yapıyorsam bu yapışım, taklit değildir; hayale kapılarak, şüpheye düşerek de değil.</p>
<p>Yaptığımı, işlediğimi, ancak görerek yapıyor, görerek işliyorum. Hüküm çıkarmadan arayıp taramadan kurtuldum. Elimle Tanrı eteğine yapıştım. Uçarsam uçtuğum yeri görmekteyim, dönersem döndüğüm yeri. Bir yük taşıyorsam nereye götüreceğimi biliyorum.</p>
<p>Ben ayım, önümde güneş, kılavuzuyum. Halka bundan fazla söylemeye imkan yok; denizin ırmağa sığması mümkün değildir. Akılların alacağı kadar aşağı mertebeden söylemekteyim. Bu, ayıp değil, Peygamberin işidir. Garezden hürüm ben; hür olan kişinin şahadetini duy Kul, köle olanların şahadetleri iki arpa tanesine bil değmez!</p>
<p>Şeriatte dava ve hükümde kulum şahitliğinin kıymeti yoktur. Senin aleyhinde binlerce köle şahadet etse şeriat onların şahadetlerini bir saman çöpüne bile almaz. Şehvete kul olan, Tanrı indinde köleden, esir olmuş kullardan beterdir.</p>
<p>Çünkü köle bir sözle sahibinin kulluğundan çıkar,hür olur. Şehvete kul olansa tatlı dirilir, acı ölür. Şehvet kulu, Tanrı’nın rahmeti, hususi bir lutuf ve nimeti olmadıkça kulluktan kurtulamaz. Öyle bir kuyuya düşmüştür ki bu kuyu, onun kendi suçudur. Ona cebir değildir, cevir de değil!</p>
<p>Kendisini kendisi, öyle bir kuyuya atmıştır ki ben o kuyunun dibine varacak ip bulamıyorum. Artık yeter&#8230; Eğer bu sözü uzatırsam ciğer ne oluyor? Mermer bile kan kesilir. Bu ciğerlerin kan olmaması katılıktan, şaşkınlıktan, dünya ile uğraşmadan ve talihsizliktendir.</p>
<p>Bir gün kan kesilir ama bu kan kesilmesinin o gün faydası yok. Kan kesilme işe yararken kan kesil!</p>
<p>Mademki kulların kölelerin, şahadeti makbul değildir, tam adalet sahibi, o kişiye derler ki gulyabani kölesi olmasın. Kuran’da peygambere “Biz seni şahit olarak gönderdik” denmiştir. Çünkü o, varlıktan hür oğlu hürdür.</p>
<p>Ben, mademki hürüm; hiddet beni nasıl bağlar, kendisine nasıl kul eder? Burada Tanrı sıfatlarından başka sıfat yoktur, beri gel! Beri gel ki Tanrı’nın ihsanı seni azat etsin. Çünkü onun rahmeti gazabından üstün ve arıktır.</p>
<p>Beri gel ki şimdi tehlikeden kurtuldun, kaçtın kimya seni cevher haline soktu. Küfürden ve dikenliğimden kurtuldun, artık Tanrı bahçesinde bir gül gibi açıl! Ey ulu kişi, sen bensin, ben de senim. Sen Ali’ydin, Ali’yi nasıl öldürürüm?</p>
<p>Öyle bir suç işledin ki her türlü ibadetten iyi bir anda gökleri bir baştan bir başa aştın. O adamın işlediği suç ne kutlu suç! Gül yaprakları dikenden bitmez mi? Ömer&#8217;in Peygambere kastedişi suçu, onu ta kabul kapısına kadar çekip götürmedi mi?</p>
<p>Firavun; büyücüleri, büyüleri yüzünden çağırmadı mı? Onlara da bu yüzden ikbal yardım etmedi mi, bu yüzden devlete erişmediler mi? Onların büyüsü, onların inkarı olmasaydı inatçı Firavun, onları huzuruna alır mıydı?Onlar da asayı ve mucizeleri nereden göreceklerdi?</p>
<p>Ey isyan eden kavim! Suç, ibadet oldu. Tanrı ümitsizliğin boynunu vurmuştur. Çünkü günah ve suç ibadet olmuştur. Çünkü Tanrı, şeytanların rahmine suçları ibadete, sevaba tebdil eder. Bundan dolayı Şeytan, taşlanır; hasedinden çatlar, iki parça olur.</p>
<p>Şeytan bir günah meydana getirmek ve onunla bizi bir kuyuya düşürmek ister. “ O günahın ibadet olduğunu gördü mü?” işte o an, Şeytan’a yomsuz bir andır. Beri gel; ben, sana kapı açtım; sen benim yüzüme tükürdün, bense sana armağan sundum.</p>
<p>Cefa edene bile böyle muamelede bulunur, aleyhime ayak atanların ayağına bile bu çeşit baş korsam, vefa edene ne bağışlarım? Anla! Cennetlerde ebedi mülkler ihsan ederim</p>
<p>Ben öyle bir erim ki kanlıma, katilime bile lutuf şerbetim, kahır zehri olmadı. Peygamber, hizmetkarımın kulağına, bu başımı boynumdan onun ayıracağını söyledi. Peygamber, sevgilinin vahyiyle nihayet ölümümün onun eliyle olacağını haber verdi.</p>
<p>O, daima “ Beni önce öldür de benden bu kötü ve yanlış iş zuhur etmesin” demekte; Ben de “Mademki ölümüm senden olacak, ben kaza ve kadere karşı nasıl hile edebilirim?” demekteyim.</p>
<p>O, daima önümde yerlere kapanarak “Ey Kerem sahibi, beni tanrı hakkı için ikiye böl, ki bu kötü akıbete uğramayayım. Bu yüzden canım yanmasın” der; Ben de daima “Yürü, git. Kader kalemi, bunu yazdı, yazının mürekkebi de kurudu. Olan oldu. Kader kaleminden nice bayraklar, baş aşağı olur.</p>
<p>Gönlümde, sana hiçbir düşmanlık yok. Çünkü bunu, ben senden bilmiyorum ki. Sen Tanrı aletisin; yapan, Tanrının eli. Hakkın aletini nasıl kınayayım, Hakkın aletine nasıl itiraz edeyim?” derim</p>
<p>O, “Öyle ise kısas niçin?” dedi. Ali cevap verdi: “ O da Hak’tan, o da gizli bir sır. Eğer Tanrı, kendi yaptığı işe itiraz ederse bu itiraz yüzünden bağlar, bahçeler yeşertir. Kendi yaptığı işe itiraz, ancak onun karıdır. Çünkü kahırda da tektir, lutufta da.</p>
<p>Bu hadiseler şehrinde bey odur, memleketlerde tedbir onundur, Aletini kırarsa kırılanı tekrar iyileştirebilir.” Ulu kişi, “ hiçbir ayeti değiştirmedik ki ardından daha hayırlısını getirmeyelim” remzini bil.</p>
<p>Tanrı hangi şeriatın hükmünü kaldırdıysa otu yoldu, yerine gül bitirdi demektir. Gece, gündüz meşguliyetini giderir, bitirir. Akıl ermeyen şu uykuya bak! Sonra tekrar gündüzün nuruyla gece ortadan kalkar, bu suretle de o yalımlı ateş yüzünden donukluk, uyku yanar, gider.</p>
<p>O uyku, o duygusuzluk zulmettir ama abıhayat, zulmette değil mi? Akıllar, o zulmetle tazelenmiyor mu? Hanendenin bestedeki duraklaması sese kuvvet vermiyor mu?</p>
<p>Zıtlar, zıtlardan zuhur etmekte&#8230; Tanrı, kalpte ki süveydada daimi bir nur yarattı.</p>
<p>Peygamberin savaşı sulha sebep oldu. Bu ahir zamandaki sulh o savaş yüzündendir. O gönüller alan sevgili ( Peygamber), alemdekilerin başları aman bulsun diye yüz binlerce baş kesti. Bahçıvan, fidan yücelsin, meyve versin diye muzır dalları budar.</p>
<p>Sanatını bilen bahçıvan, bahçe ve meyve gelişsin diye bahçedeki otları yolar. Sevgilinin ağrıdan, hastalıktan kurtulması için hekim, çürük dişi çekip çıkarır. Noksanlarda nice fazlalıklar var. Şehitlere hayat yokluktadır. Rızk yiyen boğaz kesildi mi “Onlar Rablerinden rızıklanır, ferahlarlar” nimeti hazmedilir. Hayvanın boğazı kesilince insanın boğazı gelişir. O hayvan, insan vücuduna girer, insan olur, fazileti artar.</p>
<p>İnsanın boğazı kesilirse ne olur, fazileti ne dereceye varır? Artık agah ol da onu bununla mukayese et. Öyle bir üçüncü boğaz doğar ki o, Tanrı şerbetiyle, Tanrı nurlarıyla beslenir, gelişir. Kesilen boğaz, bu şerbeti içer ama “La” dan kurtulmuş “Bela” da ölmüş boğaz!</p>
<p>Ey kısa parmaklı, himmeti kesik kişi! Ne vakte dek canının hayatı ekmek olacak? Beyaz ekmek için yüzsuyu döktüğünden dolayı söğüt ağacı gibi meyven yok! Duygu canı, bu ekmeğe sabredemiyorsa kimyayı elde et de bakırı altın yap!</p>
<p>Elbiseyi yıkamak istiyorsan bez yıkayanların mahallesinden yüz çevirme! Ekmek orucunu bozduysa kırıkçıya yapış, yücel! Onun eli, mademki kırıkları sarar, iyileştirir&#8230; Şu halde onun kırması şüphe yok ki yapmaktır. Fakat sen kırarsan der ki: “Gel yap bakalım.” Elin ayağın yok ki yapamazsın.</p>
<p>Şu halde kırmak, kırığı sarıp iyileştiren adamın hakkıdır. Dikmeyi bilen yırtmayı da bilir. Neyi satarsa yerine daha iyisini alır. Evi yıkar, hak ile yeksan eder; fakat bir anda da daha mamur bir hale getirir.</p>
<p>Bir bedenden baş kesti mi yerine derhal yüz binlerce baş izhar eder. Canilere kısas emretmese, yahut “Kısasta hayat var” demeseydi, Kimin haddi vardı ki kendiliğinden, Tanrı hükmüne esir olmuş bir kişiye kılıç vurabilsin!</p>
<p>Çünkü Tanrı, kimin gözünü açmışsa o adam bilir ki katil, takdirin esiridir. O takdir kimin boynuna geçmişse kendi oğlunun başına bile kılıç vurmuştur. Yürü, kork ve kötüleri az kına; takdirin hüküm tuzağına karşı aczini bil!</p>
<p>Adem Peygamber, ansızın esasen şaki olan İblise hor baktı. Kendisini beğenip, kendisini ulu görüp melun şeytanın yaptığı işe güldü. Tanrı gayreti bağırdı: Ey tertemiz adam! Sen gizli sırları bilmiyorsun. Eğer tanrı kürkü ters giyerse dağı bile ta kökünden temelinden söker.</p>
<p>O zaman, yüzlerce Adem’in perdesini yırtar, yüzlerce yeni müslüman olmuş suçsuz, günahsız iblis yaratır! Adem “Bu hor görüşten tövbe ettim. Bir daha böyle küstahça düşünceye düşmem” dedi.</p>
<p>Ey yardım dileyenlerin yardımcısı, bize hidayet ver. Bilgilerle, zenginlikle öğünmeye imkan yok. Kerem ederek hidayet ettiğin kalbi azdırma; takdir ettiğin kötülükleri bizden defet; kötü kazaları üstümüzden esirge; bizi Tanrı’ya razı olan kardeşlerden ayırma!</p>
<p>Senin ayrılığından daha acı bir şey yok&#8230; Sana sığınmazsak sen esirgemezsen işimiz, gücümüz ancak kargaşalıktır. Zaten malımız mülkümüz; malımızın, mülkümüzün yolunu kesmekte&#8230; Zaten cismimizi soyup çırçıplak bırakmakta!</p>
<p>Elimiz, ayağımıza kastettikten sonra artık kim, senin lutfun olmadıkça canını kurtarabilir ki? Bu pek büyük tehlikelerden canını kurtarsa bile kurtardığı şey ancak idbar ve tehlike sermayesi kesilir.</p>
<p>Çünkü can, canana ulaşmadıkça ebediyen kördür&#8230; ebediyen yaslıdır. Esasen senin inayetin olmazsa can, adeta bir tutsaktır; seninle diri olmayan canı ölü farz et. Sen kullara darılır,kulları kınarsan, Ey Tanrı hakkındır, yaparsın.</p>
<p>Aya, güneşe kusurlu, nursuz&#8230; Servinin boyuna iki büklüm; Feleğe, arşa hor ve aşağı&#8230; madene, denize yoksul dersen, Kemaline nispetle yaraşır. Çünkü yokluklara kemal verip onlara eriştirme kudreti ancak senindir. Çünkü sende yokluk ve ihtiyaç yoktur; yokları icat eden, onları ihtiyaçtan kurtaran sensin.</p>
<p>Yetiştiren, yakmayı da bilir; çünkü yırtık söken, dikmeyi de bilir. Her güz; bağı bahçeyi yakıp yandırmakta. Sonra yeniden bahçeleri renklere boyayan kırmızı güllere boyayan kırmızı gülleri yetiştirmektedir.</p>
<p>“ Ey yanıp yakılan, zuhur et, yenilen; tekrar güzelleş, güzel sesli bir hale gel” diye hepsini yeniden yaratır. Nergisin gözü körleşir, o, tekrar açar&#8230; Kamışın boğazını keser, sonra yine kendisi tekrar okşar, ondan nağmeler çıkarır. Biz mademki masnu’uz, sani değiliz&#8230; Şu halde ancak zebunuz, ancak kanaatkarız.</p>
<p>Hepimiz “Nefsim, nefsim” deyip durmakta, hepimiz yalnız kendimizi düşünmekteyiz. Sen buna lutufta bulunmazsan şeytanız. Sen bizim canımızı körlükten kurtardığından, gözümüzü açtığından dolayı Şeytandan kurtulduk.</p>
<p>Kim hayattaysa değnekçisi, yol gösteren sensin. Değneğin, değnekçisi olmadıkça kör nedir ki, ne yapabilir ki? Senden gayrı hoş olsun, hoş olmasın&#8230; Her şey, insanı yakar, ateşin aynıdır.</p>
<p>Kim ateşe dayanır, ateşe arka verirse hem Mecusidir, hem zerdüşt! Tanrı’dan başka her şey batıldır, asılsızdır. Tanrının ihsanı, yağmuru kesilmeyen bir buluttur.</p>
<p>Tekrar Ali ve katilinin hikayesine dön; katiline fazlasıyla gösterdiği kerem ve mürüvveti anlat. Ali dedi ki: “Ben düşmanımı gözümle görmekte, gece gündüz ona bakıp durmaktayım. Böyle olduğu halde hiç kızmıyorum. Çünkü ölümüm, bana can gibi hoş geliyor; dirilmemle adeta bir.</p>
<p>Ölümsüzlük ölümü bize helal olmuştur; azıksızlık azığı, bize rızk ve nimettir. Ölümün görünüşü ölüm, iç yüzü diriliktir; ölümün görünüşte sonu yoktur, hakikatte ise ebediliktir. Çocuğun rahimden, doğması bir göçmedir; fakatta cihanda ona yeni baştan bir hayat var.</p>
<p>Ecele doğru meylimiz, ecele aşkımız olduğundan “Nefislerinizi elinizle tehlikeye atmayın” nehyi asıl bizedir. Çünkü nehiy, tatlı şeyden olur, acı için nehye zaten hacet yok ki.</p>
<p>Bir şeyin içi de acı olur dışı da acı olursa onun acılığı kötülüğü esasen nehiydir. Bana da ölüm tatlıdır. “Onlar ölmemişlerdir, Rablerinin huzurunda diridirler” ayeti benim içindir. Ey inandığım, itimat ettiğim kişiler! Beni kınayın ve öldürün. Şüphe yok, benim ebedi hayatım öldürülmemdedir.</p>
<p>Ey yiğit! Hayatım, mutlaka ölümdedir. Ne zamana kadar yurdumdan ayrı kalacağım? Bu alemde durmaklığım, ayrılık olmasaydı (öldüğümüz zaman) “Biz, şüphe yok, Tanrı’ya dönenleriz” denmezdi. Dönen kişi; ayrıldığı şehre tekrar gelen kişidir; zamanın ayırışından kurtulup birliğe erişendir.</p>
<p>Seyis tekrar gelerek “Ya Ali, beni tez öldür ki o kötü vakti, o fena zamanı görmeyeyim. Sana helal ediyorum, kanımı dök ki gözüm o kıyameti görmesin” dedi. Dedim ki: Eğer her zerre bir kanlı, bir katil olsa da elinde hançer olarak senin kastına yürüse. Yine senin bir tek kılını kesemez. Çünkü kader kalemi böyle yazmıştır; sen beni öldüreceksin.</p>
<p>Fakat tasalanma, senin şefaatçin benim. Ben ruhun eri ve sultanıyım, ten kulu değil! Yanımda bu tenin kıymeti yok; ten kaydına düşmeyen bir er oğlu erim. Hançer ve kılıç, benim çiçeğim; ölüm meclisim&#8230; bağım, bahçemdir.”</p>
<p>Tenini bu derece öldürüp ayaklar altına alan kişi, nasıl olur da beylik ve halifelik hırsına düşer? O, ancak emirlere yol göstermek, emirliği belletmek için zahiren makam işleriyle ve hükümle uğraşır; Emirlik makamına yeni bir can vermek, hilafet fidanını meyvelendirmek için bu işle meşgul olur.</p>
<p>Peygamber, Mekke’yi fethe uğraştı diye nasıl olurda dünya sevgisiyle ittiham edilir? O öyle bir kişiydi ki imtihan günü ( yani Miraç’ta) yedi göğün hazinesine karşı hem yüzünü yumdu, hem gönlünü kapadı.</p>
<p>Onu görmek için yedi kat gök uçtan uca hurilerle meleklerle dolmuştur. Hepsi kendilerini, onun için bezemişti, fakat onda sevgiliye aşktan, sevgiliye meyil ve muhabbetten başka bir heva ve heves nerede ki.</p>
<p>O, Tanrı ululuğuyla, Tanrı celaliyle öyle dolmuştur ki bu dereceye, bu makama Tanrı ehli bile yol bulamaz. “Bizim makamımıza ne bir şeriat sahibi peygamber erişebilir, ne melek, hatta ne de ruh” dedi. Artık düşünün anlayın!</p>
<p>“Göz Tanrıdan başka bir yere şaşmadı, meyletmedi” sırrına mazharız, karga değiliz; alemi renk ,renk boyayan Tanrı sarhoşuyuz; bağın bahçenin sarhoşu değil” buyurdu! Göklerin, hazinelerin akılları bile Peygamberin gözüne bir çöp kadar ehemmiyetsiz görünürse. Artık Mekke, Şam ve ırak ne oluyor ki onlar için savaşsın, onlara iştiyak çeksin!</p>
<p>Ancak gönlü kötü olan, onun işlerini kendi bilgisizliğine, kendi hırsına göre mukayese eden kişi onun hakkında böyle bir şüpheye düşer. Sarı camdan bakarsan güneşin nurunu sapsarı görürsün. O gök ve sarı camı kır da eri ve tozu gör!</p>
<p>Atlı bir er, atını koştururken tozu dumana katar, etrafta bir tozdur kalkar. Sen, tozu Tanrı eri sanırsın. İblis de tozu gördü, “Bu toprağın fer’idir. Benim gibi ateş alınlı birisinden nasıl üstün olur?” dedi. Sen azizleri insan gördükçe bil ki bu görüş İblis’in mirasıdır</p>
<p>Be inatçı, İblis’in oğlu olmasan o köpeğin mirası nasıl olur da sana düşer? Ben köpek değilim, Tanrı aslanıyım. Tanrı aslanı suretten kurtulandır. Dünya aslanı av ve rızk arar, Tanrı aslanı hürlük ve ölüm! Çünkü ölümde yüzlerce hayat görür de varlığını pervane gibi yakıp yandırır.</p>
<p>Ölü isteği, doğru kişilerin boyunlarına bir halkadır. Çünkü bu istek, yahudilere imtihan oldu. Tanrı Kuran’da “Yahudiler, doğrulara ölüm; futuhat, sermaye ve ticarettir. Sermaye ve ticaret isteği var ya; ölümü istemek ondan daha iyidir.</p>
<p>Ey yahudiler; halk içinde namusunuzu korumak istiyorsanız bu dileği, bu ölüm temennisini dile getirin” dedi. Muhammed, bu bayrağı kaldırınca bir tek yahudi bile bu istekte bulunmaya cüret edemedi.</p>
<p>Peygamber “Eğer bunu dillerine getirirlerse dünyada tek bir yahudi bile kalmaz” dedi. Bunun üzerine yahudiler ; “Ey din ışığı, bizi rüsvay etme! Diyerek mal ve haraç verdiler. Bu sözün sonu görünmez. Mademki gözün sevgiliyi gördü, ver elini bana!</p>
<p>Emirül Müminin, o gence dedi ki: “Ey yiğit! Savaşırken. Sen benim yüzüme tükürünce nefsim kabardı, hiddet ettim, huyum harap berbat bir hale geldi. Öyle bir hale geldim ki o anda savaşımın yarısı Tanrı içindi, yarısı nefsim için. Tanrı işinde ortaklık yaraşmaz.</p>
<p>Sen Tanrı nakışısın: Seni, o, kudret eliyle yarattı, bezedi. Onunsun, benim değil.</p>
<p>Tanrı’nın nakışını yine Tanrı eliyle kır; sevgilinin camına sevgilinin taşını at!” Kafir bu sözü işitti, gönlünde öyle bir nur zuhur etti ki zünnarını kesti. “Ben, cefa tohumunu ekmiştim, seni başka türlü sanıyordum.</p>
<p>Halbuki sen Tanrı huylu bir teraziymişsin, hatta her terazinin oku senmişsin! Meğer sen benim soyum sopummuşsun; meğer çırağımın, dinimin aydınlığı senmişsin! Ben o görür göz arayan çırağın kulu, kölesiyim ki senin çırağın da ondan nurlanmış, aydınlanmıştır&#8230;</p>
<p>Ben, o nur denizinin kulu, kurbanıyım ki böyle bir inci izhar eder. Bana kelimei şahadeti söyle, bende söyleyeyim ki seni zamanın en yücesi gördüm” dedi. Onlar beraber akrabasından, kavminden elli kişiye yakın kimse de aşıkçasına dine yüz tuttular, müslüman oldular. Ali, ilim kılıcıyla bu kadar boğazı, bu kadar halkı kılıçtan kurtardı.</p>
<p>İlim kılıcı, demir kılıçtan daha keskin, hatta yüzlerce ordudan daha galip, daha üstündür. Yazıklar olsun ki iki lokmacık yendi de bu yüzden fikir çoşkunluğu dondu, yatıştı.</p>
<p>Bir buğday tanesi, Adem Peygamberin güneşinin tutulmasına&#8230; arzın, güneş ile ay arasına girmesi , dolunayın kararmasına sebep oldu. İşte sana gönlün letafeti! Bir avuç balçıktan (bir iki lokma ekmekten) ayırmadağın bir hale gelmekte!</p>
<p>Ekmek manevi olursa yenmesinde fayda var. Fakat bildiğimiz ekmeğin faydası yok, kalbi daraltıyor. Manevi ekmek, yeşil diken gibi&#8230; deve yiyince yüz türlü fayda, yüzlerce lezzet bulmakta.</p>
<p>Fakat yeşilliği gitti de kurudu mu, onu çölde deve yiyince; Damağını avurdunu yırtar, paralar. Yazıklar olsun; öyle yetişmiş gül kılıç kesildi. Ekmek de manevi oldukça o yeşil dikendi. Fakat şimdi zahiri ekmek olduğundan kupkuru bir hale geldi, sertleşti.</p>
<p>Ey nazlı nazenin varlık (ey hüsameddin), bundan önce onu yemeğe alışmıştın. O alışkanlıkla bu kuru ekmeği de alıp yemek istiyorsun ama gayri mana, yerle karıştı; Toprakla karışık, kaskatı, dili damağı yırtar bir hale geldi. Ey deve, şimdi otu yeme, ondan çekin!</p>
<p>Söz, toprakla pek karışık bir hale geliyor, su bulandı&#8230; Kuyunun ağzını kapa ki Tanrı onu yine saf, yine hoş bir hale getirsin. Onu bulandıran, durultur da. Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil. Sabret, doğrusunu Tanrı daha iyi bilir.</p>
<br />Filed under: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/category/mesneviden-damlalar/'>Mesneviden Damlalar</a> Tagged: <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/hzali/'>hzali</a>, <a href='http://hazretiali.wordpress.com/tag/mesnevi/'>mesnevi</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/26/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/26/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=26&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2011/04/08/mesnevinin-dilinden-hazreti-ali-ye-gore-buyuk-savas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://hazretiali.files.wordpress.com/2011/04/mevlana.png?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">mevlana</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Celcelutiye</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/celcelutiye/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/celcelutiye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 01:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>varanhakan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Celcelutiye]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Posted in Celcelutiye, HZ.ALİ (K.V), Videolar<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=22&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2895155007851578174'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2895155007851578174'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='opaque' /></object></span>
<br />Posted in Celcelutiye, HZ.ALİ (K.V), Videolar  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/22/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/22/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=22&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/celcelutiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/00104203af78301f09db7d8250233907?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">varanhakan</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>1400 yıl öteden gençlere öğütler</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/1400-yil-oteden-ogutler-genclere/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/1400-yil-oteden-ogutler-genclere/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 01:15:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>varanhakan</dc:creator>
				<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[Vecizeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Posted in HZ.ALİ (K.V), Vecizeleri, Videolar<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=19&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2458529085211822754'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2458529085211822754'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='opaque' /></object></span>
<br />Posted in HZ.ALİ (K.V), Vecizeleri, Videolar  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=19&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/1400-yil-oteden-ogutler-genclere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/00104203af78301f09db7d8250233907?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">varanhakan</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nasihatler</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/nasihatler/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/nasihatler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 01:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>varanhakan</dc:creator>
				<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[(Hz. Ali&#39;den Nasihatlar) Posted in HZ.ALİ (K.V), Videolar<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=14&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://video.yahoo.com/watch/4940432/13156743">(Hz. Ali&#39;den Nasihatlar)</a></div>
<br />Posted in HZ.ALİ (K.V), Videolar  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=14&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/07/nasihatler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/00104203af78301f09db7d8250233907?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">varanhakan</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hazreti Alinin hutbesi</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hazreti-alinin-hutbesi/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hazreti-alinin-hutbesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 19:36:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Posted in HZ.ALİ (K.V), Videolar<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=5&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-480770517633709001'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-480770517633709001'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='opaque' /></object></span>
<br />Posted in HZ.ALİ (K.V), Videolar  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/5/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/5/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=5&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hazreti-alinin-hutbesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kısaca Hayatı</title>
		<link>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hayat-i-serifleri/</link>
		<comments>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hayat-i-serifleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 17:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A.S</dc:creator>
				<category><![CDATA[HZ.ALİ (K.V)]]></category>
		<category><![CDATA[ehlibeyt]]></category>
		<category><![CDATA[emirul muminin]]></category>
		<category><![CDATA[halifetullah]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[oniki imam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hazretiali.wordpress.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah&#8217;ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş&#8217;ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib&#8217;tir. Künyesi Ebu&#8217;ı Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru&#8217;l-Mü&#8217;minin&#8217;dir. Ayrıca &#8216;Allah&#8217;ın Arslanı&#8217; ünvanıyla da anılır. Hz. Ali küçük yaşından beri Resulullah&#8217;ın yanında büyüdü. On yaşında İslâm&#8217;ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice&#8217;den sonra müslümanlığı ilk kabul eden <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=3&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Resulullah&#8217;ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş&#8217;ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib&#8217;tir. Künyesi Ebu&#8217;ı Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru&#8217;l-Mü&#8217;minin&#8217;dir. Ayrıca &#8216;Allah&#8217;ın Arslanı&#8217; ünvanıyla da anılır.</p>
<p>Hz. Ali küçük yaşından beri Resulullah&#8217;ın yanında büyüdü. On yaşında İslâm&#8217;ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice&#8217;den sonra müslümanlığı ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Hatice&#8217;yi bir gün ibadet ederken gören Hz. Ali&#8217;ye Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullah&#8217;ın yanındaydı. Kâbe&#8217;deki putları kırmasını şöyle anlatır: &#8220;Bir gün Resul-u Ekrem ile Kâbe&#8217;ye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak istedi. Kalkmak istediğim zaman kalkamıyacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı. Kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbe&#8217;nin üzerinde bir put vardı, onu sağdan soldan ittim. Put düştü, parça parça oldu. Resulullah&#8217;ın omuzlarından indim. İkimiz geri döndük.&#8221; (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).</p>
<p>Resul-u Ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı tebliğ etmek hususunda Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;dan emir alınca onları Safa tepesinde toplayıp ilâhî emirleri tebliğ edince, Kureyş müşrikleri onunla alay etmişti. İkinci toplantıyı yapmasını Hz. Ali (r.a.)&#8217;ye bıraktı, Ali de bir ziyafet hazırlayarak Hasimoğullarını davet etti. Resulullah yemekten sonra: &#8220;Ey Abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.</p>
<p>İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana bey&#8217;at edecek&#8221; dedi. Yalnız Ali (r.a.) kalktı ve orada Resulullah&#8217;a onun istediği sözlerle bey&#8217;at etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, &#8220;Kardeşimsin ve vezirimsin &#8221; diyerek Hz. Ali&#8217;yi taltif etti.</p>
<p>Hz. Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Ali&#8217;ye bıraktı ve o gece Hz. Ali, Resulullah&#8217;ın yatağını da yatarak müşrikleri şaşırttı. Böylece Hz. Ali, Hz. Peygamber&#8217;i öldürmeye gelen müşrikleri oyalayarak onun yerine hayatını tehlikeye atmış, bu suretle Peygamber&#8217;e hicreti sırasında zaman kazandırmıştır. Hz. Ali, Peygamberimiz&#8217;in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine verdikten sonra Medine&#8217;ye hicret etti. Medine&#8217;de de Hz. Peygamber&#8217;in devamlı yanında bulundu, bütün cihat harekâtlarına katıldı, Uhud&#8217;da gâzî oldu. Bedir&#8217;de sancaktardı. Aynı zamanda keşif kolunun başındaydı; hakim noktaları tesbit ederek Hz. Peygamber&#8217;e bildirdi. Bu mevkiler işgal edilerek, Bedir&#8217;de önemli bir savaş harekâtını başarıya ulaştırdı. Bedir gazasının başlamasından önce, Kureyşliler&#8217;le teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. Bu döğüşte, hasmı Velid b. Muğire&#8217;yi kılıcı ile öldürdüğü gibi, Hz. Ebû Ubeyde zor durumdayken yardımına koştu ve onun hasmını da öldürdü. Kendisine &#8220;Allah&#8217;ın Arslanı&#8221; lâkabı ve Bedir ganimetlerinden bir kılıç, bir kalkan ve bir de deve verildi.</p>
<p>Hz. Ali, Bedir savaşından sonra Hz. Peygamber&#8217;in kızı Hz. Fâtıma ile evlendi. Nikâhını Hz. Peygamber kıydı. O zamana kadar Resulullah&#8217;la oturan Hz. Ali nikâhtan sonra ayrı bir eve taşındı. Hz. Ali&#8217;nin, Hz. Fâtıma&#8217;dan üç oğlu, iki kızı dünyaya geldi.</p>
<p>Hicret&#8217;in üçüncü yılında Uhud savaşında, müslüman okçuların hatası yüzünden müşrikler müslümanların üzerine saldırmışlar ve Hz. Peygamber de yaralanarak bir hendeğe düşmüş ve düşman onun öldüğünü yaymıştı. Halbuki o sırada döğüşe döğüşe gerileyen Hz. Ali, Hz. Peygamber&#8217;in içine düştüğü hendeğe ulaşarak, onu korumaya almıştı. İki tarafın da kazanamadığı bu savaşta Hz. Ali birçok yerinden yaralanarak gazi oldu.</p>
<p>Uhud savaşından sonra Hz. Ali &#8220;Benu Nadr&#8221; Yahudilerinin hainlikleri üzerine bu kabile ile yapılan savaşı bizzat idare etti. Bütün çarpışmalarda Hz. Ali kahramanca döğüşmüş ve müşriklerin en meşhur savaşçılarını öldürmüştür. Hudeybiye barışında sulh şartlarının yazılmasında o memur edildi. Hz. Ali, sulhnameyi yazmaya şöyle başladı: &#8220;Bismillâhirrahmânirrahîm . Muhammed Resulullah&#8230;.&#8221; Ancak müşrikler bu ifadeye itiraz ettiler. Hz. Peygamber, &#8220;Resulullah&#8221; yerine &#8220;Muhammed b. Abdullah&#8221; yazmasını Hz. Ali&#8217;ye söylemiş fakat Hz. Ali &#8220;Resulullah&#8221; ifadesinin yazımında ısrar etmiştir.</p>
<p>Hz. Ali Mekke&#8217;nin fethi sırasında yine sancaktardı. &#8220;Keda&#8221; mevkiinden Mekke&#8217;ye girdi. Mekke kan dökülmeden fethedildi. Hz. Peygamber ile birlikte Kâbe&#8217;deki bütün putları kırdılar.</p>
<p>Mekke&#8217;nin fethinden sonra Resulu Ekrem, Hâlid b. Velid&#8217;i Benu Huzeyme kabilesine gönderdi. Bu kabile ya cehaleti, ya da bedevî olmalarından, &#8220;müslüman olduk&#8221; anlamındaki &#8220;eslemna&#8221; kelimesi yerine &#8220;sabbena&#8221; dediği için Hâlid b. Velid hiddetlendi ve onlarla harp etti. Hz. Peygamber olayı duyunca çok üzüldü. Hz. Ali&#8217;yi bu hatayı telâfi ile görevlendirdi. Hz. Ali Benu Huzeyme&#8217;ye giderek öldürülenlerin diyetini ödeyip mağdur olanların zararlarını telâfi etmişti.</p>
<p>Huneyn gazasında müslümanlar bir ara bozulup dağıldılar. Sayıları binleri bulduğu halde içlerinden ancak birkaç kişi sabredip dayanabildi. Hz. Ali bu savaşta yalnız sabırla tahammül etmekle kalmayarak gösterdiği yiğitlik ve kumandanlıkla İslâm ordusunun kendi safında toparlanmasını sağladı.</p>
<p>Resulu Ekrem hicretin 9. yılında Tebük seferine çıkarken Hz. Ali&#8217;yi ehl-i beytin muhafazası için Medine&#8217;de bıraktı, ancak bu sefere katılamadığı için müteessir oldu. Bunun üzerine Resulullah: &#8220;Musa&#8217;ya göre Harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?&#8221; dedi. Ali, bu iltifattan çok memnun oldu.</p>
<p>Berae suresinin ayetleri nazil olunca, Resulullah Hz. Ali&#8217;yi Mekke&#8217;ye gönderdi. Bu suretle hiçbir müşrikin artık Kâbe-i Şerîfi bundan sonra haccedemeyeceğini bildirdi.</p>
<p>Yemen bölgesinin İslâm&#8217;a girmesi zordu. Görev yine Ali b. Ebi Talib&#8217;e verildi. Hz. Ali &#8220;Bu çok güç bir iş&#8221; dedi. Resulullah da &#8220;Ya Rabb, Ali&#8217;nin dili tercümanı, kalbi hidayet nurunun memba olsun&#8221; diye dua edince, Ali, siyah bir bayrak alarak Yemen&#8217;e gitti, kısa süren irşadları sayesinde Yemen&#8217;in bütün Hemedan kabilesi müslüman oldu.</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in vefatı sırasında, hücresinde bulunanların başında geliyordu. Hz. Ebu Bekir halife seçildiği sırada Hz. Ali Resulullah&#8217;ın hücresinde tekfin ile meşgul idi.</p>
<p>Hz. Ömer devrinde devletin bütün hukuk işleriyle ilgilenip adeta İslâm devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. Hz. Ömer&#8217;in şehâdeti üzerine yine devlet başkanını seçmekle görevlendirilen altı kişilik şûra heyetinde yer alıp, bu altı kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.</p>
<p>Hz. Osman&#8217;ın hilâfeti döneminde idarî tutumdan pek memnun olmamakla birlikte İslâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikayetleri hep Hz. Osman&#8217;a bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. Hz. Osman&#8217;ı muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.</p>
<p>Hz. Osman&#8217;ın şehâdetinden sonra İslâm&#8217;ın ileri gelen şahsiyetleri ona bey&#8217;at ettiler. Ancak onun bu dönemi Allah&#8217;ın bir takdiri olarak son derece karışık bir dönem oldu. Hilâfete geçtiğinde hâlledilmesi gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. Bu karışıklıklar Cemel ve Sıffın gibi iç çatışmaları doğurdu. İslâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları giderme konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.</p>
<p>Nihayet, Kûfe&#8217;de 40/661 yılında bir Hârici olan Abdurrahman b. Mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. Bu yaranın etkisiyle şehid oldu.</p>
<p>Hz. Ali devamlı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in yanında bulunduğu için Tefsir, Hadîs ve Fıkıhta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta Resulullah&#8217;ın tabiri ile &#8220;ilim beldesinin kapısı&#8221; olarak ümmetin en bilgini idi. Hz. Peygamber yolunda insanları hakka iletmek için büyük gayretler sarfetmiş ve hilâfet dönemi iç karışıklıklarla dolu olmasına rağmen İslâm&#8217;ın öğretilmesi ve öğrenilmesi hususunda büyük katkıları olmuştu.</p>
<p>Medine&#8217;de duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline aldıktan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu. Arapça gramerin öğretilmesini Ebu Esved ed-Düeli&#8217;ye, Kur&#8217;an okutma ve öğretme işini Abdurrahman esSülemi&#8217;ye, Tabiî ilimler konusunda öğretmenlik görevini Kümeyl b. Ziyâd&#8217;a verdi. Arap edebiyatı konusunda çalışma yapmak üzere de Ubade b. esSamit, ve Ömer b. Seleme&#8217;yi görevlendirdi. Devlet yönetimi ve hizmetlerini; maliye, ordu, teşrî ve kaza gibi bölümlere ayırarak yürütüyordu. Malî işleri, dağıtma ve toplama diye iki kısma ayırmazdı.</p>
<p>Ümmetin malını ümmete dağıtırken de son derece titiz davranırdı. Kendisine bir pay ayırma noktasında gayet dikkatli olup, kimsenin hakkına tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idi. Kendisini Kûfe&#8217;de görenler, kışın soğuğunda ince bir elbisenin altında tir tir titreyerek camiye gittiğini aktarırlar. Devlet yönetici ve memurlarının nasıl davranmaları gerektiği konusunda şu yönetmeliği hazırlamıştı.</p>
<p>1. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın .</p>
<p>2. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.</p>
<p>3. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin .</p>
<p>4. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.</p>
<p>5. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat edin.</p>
<p>6. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.</p>
<p>7. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyin.</p>
<p>8. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyin.</p>
<p>9. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanın.</p>
<p>10. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin.</p>
<p>11. Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırın .</p>
<p>12. Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyin.</p>
<p>13. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.</p>
<p>14. El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır, hayat standardını artırır.</p>
<p>15. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.</p>
<p>16. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın .</p>
<p>17. Kan dökmekten kaçının, İslâm&#8217;ın hükümlerine göre öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.</p>
<p>Hz. Ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uygulayan bir halifeydi. Beş yıllık halifeliği çok önemli olaylarla, savaş ve sıkıntılarla geçmişti. Fitnelere karşı sonuna kadar doğru yoldan sabırla mücadele etmek istedi sonunda şehid oldu.</p>
<p>Hz. Ali İslâm&#8217;ın bütün güzelliklerine vakıftı. Çünkü o, Resulullah&#8217;ın daima yanında bulunmuştu. Vahiy kâtibiydi, hâfız, müfessir ve muhaddisti. Hz. Peygamber&#8217;den beş yüzden fazla hadis rivayet etti. Ahkâmın nazariyatından çok amelî keyfiyetine bakardı: &#8220;Halka anladıkları hadisleri söyleyiniz. Allah ile Peygamber&#8217;in tekzip edilmesini ister misiniz?&#8221; (Buhârî, İlim) demiştir.</p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin, Hz. Fâtıma&#8217;dan Hasan, Hüseyin, Muhsin adlı oğulları ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adlı kızları oldu.</p>
<p>Hz. Ali âbid, kahraman, cesur, iyilikte yarışan, takva sahibi ve son derece cömertti. Medine&#8217;de müslümanların durumu düzeldikten sonra, Hz. Ali de bir hizmetçi almaya karar verip, Resulullah&#8217;a gitti. Resulullah kızıyla damadının arasına girerek: &#8220;Ben size hizmetçiden daha hayırlısını haber vereyim. Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhamdülillah, otuzüç kere de Subhanallah deyin&#8221; buyurdu. Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan Hz. Ali ile ailesi sofraya oturdukları sırada kapılarına bir dilenci geldi, onlar da yemeği dilenciye verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir esire yemeklerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-i kerime indi: &#8220;şüphesiz en iyiler mizacı kâfur olan bir tastan içerler. Allah&#8217;ın kullarının taşıra taşıra içeceği bir kaynak. Adağı yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar. İçleri çektiği hâlde yiyeceği, miskine, yetime ve esire yedirirler. &#8216;Biz sizi ancak Allah&#8217;ın rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz oldukça asık suratlı zorlu bir günden dolayı Rabbımızdan korkuyoruz&#8217; derler. Allah da bu günün şerrinden onları korur. Onlara parlaklık ve sevinç verir.&#8221; (İnsan, 5/11)</p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin &#8220;Zülfikâr&#8221; adı verilen meşhur bir kılıcı vardı. Kılıcın ağzı iki çatallı idi ve Hz. Ali&#8217;ye Resulullah tarafından hediye edilmişti.</p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin cömertliği, insanîliği, Resulullah&#8217;a olan yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras onu yüzyıllardır halk inançlarında destani bir kişiliğe büründürmüştür. Bir gün onun dört dirhemi vardı. Birini açıktan, birini gizliden birini gündüz, birini de gece infak etti ve hakkında şu ayet-i kerime indi: &#8220;Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak infak edenler. Onlar için Rabbleri katında karşılıkları vardır ve üzülecek de değillerdir.&#8221; (el-Bakara, 2/274).</p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin peygamberimizden rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler: &#8220;Günah işleyen biri pişman olur, abdest alır namaz kılar ve günahı için istiğfar ederse Allah&#8217;u Tealâ Nisâ suresinde &#8216;Biri günah işler veya kendine zulmeder sonra pişman olup Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;ya istiğfar ederse Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur&#8217; buyurmaktadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Üzerinde farz namaz borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazasını ödemedikçe Allah&#8217;u Teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. &#8220;</p>
<p>&#8220;Malınızın zekâtını veriniz. Biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin bunu vazife kabul etmeyenlerin namazı, orucu, haccı ve cihadı ve imanı yoktur. &#8220;</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Ali&#8217;ye buyurdu: &#8221; Ya Ali, altıyüzbin koyun mu istersin, yahut altıyüzbin altın mı veya altıyüzbin nasihat mı istersin ? &#8221; Hz. Ali dedi: &#8220;Altıyüzbin nasihat isterim.&#8221; Peygamberimiz buyurdu: &#8220;Şu altı nasihate uyarsan altıyüzbin nasihata uymuş olursun: 1. Herkes nafilelerle meşgul olurken sen farzları ifa et. Yani farzlardaki rükünleri, vacipleri sünnetleri, müstehapları ifa et. 2. Herkes dünya ile meşgul olurken sen Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı hatırla. İslâm&#8217;a uygun yaşa; İslâm&#8217;a uygun kazan; İslâm&#8217;a uygun harca. 3. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken sen kendi ayıplarını ara. Kendi ayıplarınla meşgul ol. 4. Herkes dünyayı imar ederken sen dinini imar et, zinetlendir. 5. Herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rızasını gözetirken sen Hakk&#8217;ın rızasını gözet; hakka yaklaştırıcı sebep ve vasıtaları ara. 6. Herkes çok amel işlerken sen amelinin çok olmasına değil, ihlaslı olmasına dikkat et.&#8221;</p>
<p>Hz. Ali buyurdu: &#8220;Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.&#8221;</p>
<p>&#8220;İnsanın yaslanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennet&#8217;e girmesinden daha hayırlıdır. &#8220;</p>
<p>&#8220;Kul ümidini yalnız Rabbi&#8217;ne bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. &#8220;</p>
<p>&#8220;Cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah&#8217;u Teâlâ bilir&#8217; demekten sakınmasın.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur. &#8220;</p>
<p>&#8220;Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir. &#8220;</p>
<p>&#8220;Takva, hataya devamı bırakmak; aldanmamaktır . &#8220;</p>
<p>&#8220;Kalpler, kaplara benzer. Hayırlı olanı, hayırla dolu olanıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. &#8220;</p>
<p>Hz. Ali bu ümmetin en ileri gelenlerinden biri olarak İslâm&#8217;ın bize kadar gelmesinde büyük rolü olan sahabelerdendir .</p>
<br />Posted in HZ.ALİ (K.V) Tagged: ehlibeyt, emirul muminin, halifetullah, hz muhammed, HZ.ALİ (K.V), oniki imam <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/hazretiali.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/hazretiali.wordpress.com/3/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=hazretiali.wordpress.com&amp;blog=8837256&amp;post=3&amp;subd=hazretiali&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hazretiali.wordpress.com/2009/08/02/hayat-i-serifleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6941e8446d1ac472ad5c0cfcb425d2d2?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">alisettar</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
